Türkiye gıda sanayii maliyet baskısı ve rekabet kaybıyla yavaşlıyor
Türkiye'de tarımda elverişli iklim koşulları birçok üründe yüksek rekolte beklentisini desteklerken, gıda sanayiinde üretim, fiyatlama ve dış ticaret göstergeleri zayıflıyor. Haziran 2026 verileri, sektörde üretim daralmasının derinleştiğini, maliyet artışlarının enflasyonu yukarıda tuttuğunu ve dış ticaret fazlasının belirgin biçimde daraldığını gösteriyor.
Öne Çıkanlar
- Gıda ürünleri sektöründe Haziran 2026'da PMI endeksi küçülme bölgesinde kalırken, girdi maliyetleri ve tedarik zinciri aksamaları satın almayı keskin şekilde düşürdü.
- 2026 ilk çeyrekte Türk gıda imalatında iç maliyetler yüzde 5,5 artarken, rekabet bazlı endekste sektörler arası en sert kayıp burada yaşandı ve ara malı maliyeti yüzde 6,4 yükseldi.
- 2025 sonunda sektör dış ticaret fazlası 4,91 milyar dolara düşerek bir önceki yılın 9,45 milyar dolarından geriledi; maliyet baskısı, güçlenen ithalat ve rekabet kaybı temel etkenler olarak öne çıktı.
Haziran verileri üretim ve maliyet baskısını ortaya koyuyor
According to Dünya, İstanbul Sanayi Odası Türkiye Sektörel PMI verilerine göre, haziranda en belirgin yavaşlama, Temmuz 2025'ten bu yana en sert üretim daralmasının kaydedildiği gıda ürünleri sektöründe görülüyor. Sektör PMI endeksi son dört aydır küçülme bölgesinde seyrediyor; firmalar da girdi maliyetlerindeki keskin artış ve tedarik zinciri aksamaları nedeniyle satın alma faaliyetlerini önemli ölçüde azaltıyor.Son altı aylık görünümde girdi fiyatları endeksi 61-67 bandında, nihai ürün fiyatları endeksi ise 54-61 bandında bulunuyor. Her iki göstergenin de 50 eşik değerinin belirgin biçimde üzerinde kalması, sektörde güçlü fiyat artışlarının sürdüğüne işaret ediyor.
Haziran 2026 Yİ-ÜFE verilerine göre gıda sektöründeki yıllık üretici fiyat artışı yüzde 33,07 ile yüzde 28,09'luk manşet üretici enflasyonunun üzerinde seyrediyor. TÜFE tarafında da gıda ve alkolsüz içecekler enflasyonu yüzde 35,45 ile yüzde 33,11'lik manşet enflasyonun üstünde yer alıyor.
TÜSİAD'ın Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi'nin 2026 ilk çeyrek sonuçları, sektörler arasında en sert rekabet kaybının gıda imalatında yaşandığını gösteriyor. Aynı dönemde yurt içi maliyetler bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,5 artarken rakip ülkelerde maliyet artışı yüzde 1,1'de kalıyor; ara malı maliyetlerindeki yüzde 6,4'lük yükseliş baskıyı artırırken enerji maliyetlerindeki yüzde 6,8'lik düşüş bu artışı kısmen sınırlıyor.
Dış ticaret fazlası daralırken sektör üç temel baskıya işaret ediyor
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu'nun Mayıs 2026 raporuna göre, tarım, gıda ve içecek sektörü yılın ilk beş ayında 11,64 milyar dolar ihracat ve 11,34 milyar dolar ithalat gerçekleştiriyor. Böylece sektör 300 milyon dolarlık dış fazla veriyor; geçen yılın aynı döneminde bu rakam 1,29 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.Yıllık bazda sektörün dış fazlası 2024 sonunda 9,45 milyar dolardan 2025 sonunda 4,91 milyar dolara geriliyor. Bu tablo, maliyet artışlarının ve rekabet kaybının dış ticarette somut sonuç üretmeye başladığını gösteriyor.
TOBB Türkiye Gıda Sanayi Meclisi Başkanı Necdet Buzbaş, kısa vadeli bozulmada İran merkezli savaşın etkisini öne çıkarıyor. Buzbaş, enerjiye ek olarak gübre ve plastik hammaddesi fiyatlarının yükseldiğini, lojistik sürelerinin uzadığını ve sigorta maliyetleriyle navlun fiyatlarının arttığını belirterek, yem ve gübrede yerlileşmeyi hızlandıracak radikal adımlar atılmadıkça gıda enflasyonunun mevsimsel ve dış koşullara bağlı dalgalanmaya açık kalacağını söylüyor.
İHBİR Başkanı Kazım Taycı ise sektördeki zafiyeti navlun maliyeti, emek maliyeti ve yurt içi hammadde fiyatlarıyla açıklıyor. Taycı'ya göre hacimli taşımaya dayalı navlun giderleri ve emek yoğun üretim yapısı maliyetleri yükseltirken, yüksek yurt içi enflasyon nedeniyle TL bazlı maliyetlerle dış pazarlarda fiyat tutturmak zorlaşıyor.
TGDF Başkanı Demir Şarman da yavaşlamanın tek nedene bağlı olmadığını, sıkı para politikası ve yüksek finansman maliyetlerinin iç talebi yavaşlattığını, kur ile maliyet yapısı arasındaki dengenin bozulmasının ise ihracatçıların fiyat rekabetini zayıflattığını ifade ediyor. Şarman, sektörün halen dış ticaret fazlası verdiğini ancak fazlanın belirgin biçimde daraldığını vurgularken, fiyat istikrarı, makroekonomik denge ve ihracatçı üreticilerin maliyet baskısını hafifletecek yapısal adımların yeniden ivme için kritik olduğunu belirtiyor.
ETÜDER Başkanı Melih Şahinöz ise artan ithalatta özellikle ev dışı tüketim kanalında re-export etkisinin öne çıktığını söylüyor. Şahinöz, bazı firmaların yurt dışından ürün tedarik edip Türkiye'de işleyerek yeniden ihraç ettiğini, buna karşılık yerli üretimin soslar ve bitki bazlı sütler gibi alanlarda ithal ürünlerin yerini giderek daha fazla almaya başladığını aktarıyor.
Daha önceki haberimizde, sanayide kullanılan ara mallarına getirilen ilave gümrük vergilerinin üretim maliyetlerini yükselterek yatırım ve ihracat üzerinde baskı oluşturduğunu ele almıştık. Haberde, özellikle elektronik komponent, kablo, plastik parça ve batarya gibi girdilerdeki vergi artışlarının rekabet gücünü zayıflatabileceği; sık değişen düzenlemelerin ise yatırımcı açısından öngörülebilirliği azaltarak belirsizlik yarattığı vurgulanıyordu.
En Son PMI Haberleri
- Forex
- Crypto