Savunma sanayii tedarik zinciri güvence çağrısını Denizli sanayisine taşıyor

Savunma sanayii tedarik zinciri güvence çağrısını Denizli sanayisine taşıyor
Denizli'ye savunma çağrısı

Türkiye savunma ve havacılık sanayiinde yerlilik oranı yükselirken, sektör kritik teknoloji ve malzemelerde tedarik zincirini daha geniş bir üretim tabanına yaymayı hedefliyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, bu çerçevede Denizli'nin üretim kapasitesi, Ar-Ge altyapısı ve ihracat gücünün savunma sanayii için daha fazla devreye alınması gerektiğini belirtiyor.

Öne Çıkanlar

  • Denizli 2025 yılında 1.676 ihracatçı firmayla 183 ülkeye 4,7 milyar dolarlık ihracat yaptı, kentte 16 Ar-Ge ve 11 tasarım merkezi bulunuyor.
  • Denizli'deki savunma sanayii ile iş hacmi hâlen yıllık 1 milyon 430 bin dolar ile sınırlı; ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI 45 tedarik ilişkisine sahip.
  • Savunma ve havacılık sektöründe yerlilik oranı yüzde 83'e, toplam istihdam 135 bine ve son 12 aylık ihracat 11 milyar dolara ulaştı.

Denizli için tedarik ve yatırım gündemi

AA'nın aktardığına göre Görgün, Denizli Savunma Sanayii İl Buluşması'nda yaptığı konuşmada, stratejik bağımsızlığın ana platformlardan alt sistemlere, kritik parçalardan malzemeye kadar tedarik zincirinin tamamının güvence altına alınmasını gerektirdiğini söylüyor. Küresel ölçekte yeniden şekillenen savunma ve havacılık sektöründe, şirketlerin yanı sıra onları besleyen ekosistemlerin toplam kapasitesinin belirleyici olduğunu vurguluyor.

Görgün, Denizli'nin 2025 yılında bin 676 ihracatçı firmayla 183 ülkeye 4,7 milyar dolarlık ihracat yaptığını, 13 firmanın Türkiye'nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer aldığını ifade ediyor. Kentteki 16 Ar-Ge ve 11 tasarım merkezinin de teknolojik birikime işaret ettiğini belirtiyor.

KAAN uçağında 750, SİPER hava savunma sisteminde ise yaklaşık bin firmanın görev aldığını kaydeden Görgün, Denizli'deki sanayi birikimi ile savunma sanayii arasındaki iş hacminin henüz istenen düzeyde olmadığını dile getiriyor. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI'nin kentteki şirketlerle halen 45 tedarik ilişkisi bulunduğunu, bunun yıllık 1 milyon 430 bin dolarlık hacme karşılık geldiğini aktarıyor.

Görgün ayrıca Denizli'de TEI ile titanyum alaşımları ve yarı mamul üretimine yönelik yatırım çalışmalarının sürdüğünü belirtiyor. Firmalara Savunma Sanayii Başkanlığının YETEN ve EYDEP platformlarına başvuru yapmaları çağrısında bulunuyor.

Finansman desteği ve bölgesel sanayi etkisi

Görgün, savunma sanayiindeki yerlilik oranının yüzde 83 seviyesine ulaştığını, bu oranın 23 yıl önce yaklaşık yüzde 20 düzeyinde bulunduğunu ifade ediyor. Ekosistemin 4 binin üzerinde firmaya, yaklaşık 1500 projeye ve 135 bini aşan doğrudan istihdama ulaştığını, son 12 aylık savunma ve havacılık ihracatının da 11 milyar dolar seviyesinde olduğunu söylüyor.

Finansman tarafında ise sektörel likiditeyi artırmak amacıyla 40 milyar lira kefalet büyüklüğüne ve toplam 51 milyar lira kredi kullanım hacmine sahip yeni bir kredi kefalet programının devreye alındığını belirtiyor. Şimdiye kadar 1580 firmanın bu program kapsamında 10 milyar lira kredi kullandığını, Kuveyt Türk Katılım Bankası ile işbirliği kapsamında 150 firmaya 400 milyon dolarlık finansman hacmi sağlandığını aktarıyor.

EYDEP'in A ve B seviyesindeki firmalara döviz kredisi kullanımı ile reeskont ve yatırım finansmanı imkanlarının açıldığını söyleyen Görgün, kritik teknoloji ve malzemelerde bağımsızlığı güçlendirecek yeni aşamalara geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Denizli'nin kritik malzeme, hassas üretim ve güvenilir tedarik alanlarında savunma sanayiinin güçlü merkezlerinden biri haline gelebileceğini ifade ediyor.

Toplantıda söz alan AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, kentin sanayi altyapısı ve tecrübesiyle savunma sanayiindeki atılıma katkı sunmaya hazır olduğunu belirtiyor. Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu da orta ve yüksek teknoloji ihracat payını artırmak için savunma sanayiinin sunduğu standartların önemli bir fırsat oluşturduğunu dile getiriyor.

TÜİK’in 2025 Sektör Bilançoları verilerinde öne çıkan kârlılık ve bilanço büyüklüğü dağılımını daha önce ele almıştık. Çalışma, imalatın hem aktif büyüklükte hem de net kârlılıkta başı çektiğini; toplam net kârın 2,24 trilyon TL’ye ulaştığını ve üretim-ticaret odaklı sektörlerin ekonomideki ağırlığını koruduğunu gösteriyordu.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.