İSO, Türkiye için erken sanayisizleşme riskine karşı yeni sanayi politikası çağrısı yapıyor

İSO, Türkiye için erken sanayisizleşme riskine karşı yeni sanayi politikası çağrısı yapıyor
Sanayi için kritik uyarı

İstanbul Sanayi Odası'nın temmuz ayı meclis toplantısında Türkiye ekonomisinin üretim tabanına ilişkin yapısal riskler öne çıkıyor. Toplantıda sanayinin GSYH, istihdam ve yatırım içindeki ağırlığını korumasının, sürdürülebilir kalkınma ve rekabet gücü açısından kritik olduğu vurgulanıyor.

Öne Çıkanlar

  • İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'de imalat sanayinin düşük teknoloji, zayıf verimlilik ve yüksek ithalat girdisi riskleriyle erken sanayisizleşme tehdidi altında olduğunu vurguladı.
  • TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Çin, Hindistan ve Vietnam'ın küresel ihracat payını artırırken Türkiye'nin rekabet koşullarının güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
  • MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, Orta Doğu'daki gerilim nedeniyle petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerinin tartışıldığını ve bu sürecin Türkiye'nin enerji maliyetleri üzerindeki baskısını artırdığını belirtti.

İSO toplantısında sanayi dönüşümü gündemi

Dunya.com'un aktardığına göre, İSO Meclisinin temmuz ayı olağan toplantısı "Türkiye'yi Bekleyen Tehlike: Erken Sanayisizleşme" ana gündemiyle Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu'nda gerçekleştiriliyor. Toplantının açılışında konuşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'de sanayicinin güçlenmesinin ülkenin güçlenmesi anlamına geldiğini, refah ve nitelikli kalkınmaya ancak sanayileşme yoluyla ulaşılabildiğini söylüyor.

Bahçıvan, imalat sanayinin toplam GSYH içindeki payına dikkat çekerken, mevcut üretim tabanının düşük teknoloji, yetersiz öz sermaye, zayıf verimlilik ve yüksek ithal girdi bağımlılığı riski taşıdığını belirtiyor. Gelişmiş ekonomilerde sanayinin ağırlık kaybının yüksek teknoloji odaklı dönüşümle gerçekleştiğini, Türkiye'de ise geleneksel sektörlerde gerilemenin öne çıktığını ifade ediyor.

Türkiye'nin klasik sanayileşmesini tamamlamadan hizmet sektörü ağırlıklı bir yapıya yönelmesini doğru bulmadıklarını kaydeden Bahçıvan, erken sanayisizleşmeyi imalat sanayinin yapısal dönüşüm tamamlanmadan üretim, istihdam ve yatırım içindeki lokomotif rolünü kaybetmesi olarak tanımlıyor. Bu çerçevede İSO'nun kurduğu Stratejik Dönüşüm Merkezi'nin, bütüncül sanayi dönüşümü ve saha uygulamalarını temel alan bir modelle kurgulandığını, Türkiye'de ilk kez uygulanacak Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı'nın firma düzeyinde mücadele aracı olacağını dile getiriyor.

Bahçıvan ayrıca, sanayi sektörünün temel yapısal sorunlarına uzun vadeli yanıt verecek kapsamlı bir sanayi politikası çerçevesine ihtiyaç olduğunu söylüyor. Kamu ile sanayi arasındaki iletişim ve işbirliğinin de küresel dönüşüm koşullarına göre yeniden tasarlanmasının önem taşıdığını belirtiyor.

Rekabet gücü, enerji maliyetleri ve istihdam baskısı

Toplantı sonrasında TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Burcu Aydın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, sanayinin rekabet gücü ve dış şoklara dayanıklılığı tartışılıyor. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Çin'in küresel üretim ve ihracattaki pay artışını planlı sanayi stratejisiyle ilişkilendirirken, Türkiye'nin rekabetçiliği koruyamaması nedeniyle üretici ve sanayicinin baskı altında kaldığını söylüyor.

Gültepe, Çin, Hindistan ve Vietnam'ın küresel ihracattaki payını artırdığına işaret ederek, Türk üreticisi ve ihracatçısının rekabet edebileceğine inandığını ancak bunun için gerekli rekabet koşullarının oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Bu değerlendirme, sanayi politikasının sadece üretim kapasitesi değil, dış pazarlardaki konum açısından da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir ise Orta Doğu'daki gerilimin enerji piyasalarını sarstığını ve petrol fiyatlarında yeniden 100 doların üzerinin tartışıldığını belirtiyor. Özdemir, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Türkiye ekonomisini enerji ve cari açık kanalıyla daha dramatik etkilediğini söylerken, son jeopolitik gelişmelerin Türkiye'nin diplomatik ağırlığını ekonomik değere dönüştürme potansiyeli de taşıdığını ifade ediyor.

Özdemir, plansız sanayileşmeyi temel sorunlardan biri olarak tanımlarken, yaklaşık 6 aydır Türkiye'nin atıl kapasitesi üzerine çalıştıklarını aktarıyor. Bazı tesislerin kapasitelerini dolduramadığını söyleyen Özdemir, bu işletmelerin devlet desteğiyle büyük sanayi tesislerine alt tedarikçi olarak entegre edilmesinin değerlendirilebileceğini belirtiyor.

İş gücü tarafında ise son 2 yılda sanayiden hizmetler sektörüne 160 bin kişilik geçiş olduğuna dikkat çekiliyor. DEİK Türkiye-Avustralya İş Konseyi Başkanı ve Çalık Holding Yönetim Kurulu Üyesi Steven Young da teknoloji, nesnelerin interneti ve yapay zeka kaynaklı hızlı dönüşümün fırsatlarla birlikte tehditler de barındırdığını, demografik değişimin ekonomik karar alma süreçlerini de etkilediğini ifade ediyor.

Yayınımızda daha önce Türkiye’de imalat sanayinde kapasite kullanım oranının temmuzda gerilediğini ve hem arındırılmış hem arındırılmamış serilerdeki düşüşün üretim temposunda ivme kaybına işaret ettiğini aktarmıştık. Aynı değerlendirmede, reel kesim güvenindeki sınırlı zayıflamanın siparişler ve sabit sermaye yatırım beklentilerindeki gerilemeyle bağlantılı olduğunu, buna karşın istihdam ve ihracat beklentilerinin görünümü kısmen dengelediğini not etmiştik.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.