Türkiye'de borç oranları gerilerken küresel borç ilk çeyrekte rekor kırıyor

Türkiye'de borç oranları gerilerken küresel borç ilk çeyrekte rekor kırıyor
Küresel borç rekoru

Küresel borç stoku bu yılın ilk çeyreğinde 353 trilyon dolara çıkarak artış serisini beşinci çeyreğe taşıyor. Türkiye'de aynı dönemde hanehalkı borç oranı yatay kalırken şirket ve kamu borcunun GSYH'ye oranında düşüş görülüyor.

Öne Çıkanlar

  • Küresel borç ilk çeyrekte 4,4 trilyon dolar artarak yaklaşık 353 trilyon dolara çıkarken artışın büyük kısmı Çin ve U.S.'den kaynaklanıyor.
  • Türkiye'de 2024 ilk çeyreğinde hanehalkı borcu %10'da sabit kalırken kamu borcu %27,2'den %26,2'ye, finansal olmayan şirket borcu %38,5'ten %37,7'ye geriledi.
  • Yüksek enerji ve gıda fiyatlarının beslediği enflasyon, gelişmekte olan piyasalarda daha yüksek bütçe açıkları ve borç seviyeleri oluşturma riski taşıyor.

İlk çeyrek borç görünümü ve rapor bulguları

Dunya.com'un aktardığına göre, Uluslararası Finans Enstitüsü'nün yayımladığı Küresel Borç Monitörü raporu, toplam küresel borcun ilk çeyrekte 4,4 trilyon doların üzerinde artarak yaklaşık 353 trilyon dolara ulaştığını gösteriyor. Artışın büyük bölümü devlet borçlanmaları kaynaklı olarak Çin ve U.S.'de yoğunlaşıyor.

Küresel borcun GSYH'ye oranı 2023 başından bu yana genel olarak yatay seyrederken söz konusu çeyrekte yüzde 305 düzeyinde hesaplanıyor. Gelişmiş piyasalarda borç oranları düşüş eğilimini korurken gelişmekte olan piyasalarda artış sürüyor, en belirgin yükselişler ise Norveç, Kuveyt, Çin, Bahreyn ve Suudi Arabistan'da kaydediliyor.

Gelişmiş ekonomilerin toplam borcu ilk çeyrekte 246 trilyon dolar olurken gelişmekte olan ülkelerde bu tutar 106,7 trilyon dolara ulaşıyor. Aynı dönemde hanehalkı borcu 65,1 trilyon dolara, finansal olmayan şirket borcu 101,8 trilyon dolara, kamu borcu 108,5 trilyon dolara ve finansal şirket borcu 77,3 trilyon dolara yükseliyor.

GSYH'ye oran bazında bakıldığında hanehalkı borcu geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 56,7'den yüzde 56,2'ye, finansal sektör borcu da yüzde 67,5'ten yüzde 65,9'a geriliyor. Finansal olmayan şirket borcu yüzde 88,7'den yüzde 88,8'e, kamu borcu ise yüzde 92,1'den yüzde 94,8'e çıkıyor.

Türkiye görünümü ve borçlanma maliyetlerine riskler

Türkiye'de ilk çeyrekte borçların GSYH'ye oranı geçen yılın aynı dönemine göre karışık bir tablo veriyor. Hanehalkı borcu yüzde 10'da sabit kalırken finansal olmayan şirket borcu yüzde 38,5'ten yüzde 37,7'ye, kamu borcu yüzde 27,2'den yüzde 26,2'ye geriliyor, finansal sektör borcu ise yüzde 17,1'den yüzde 17,3'e yükseliyor.

Raporda yaşlanan nüfus, artan savunma harcamaları, enerji güvenliği ve çeşitlendirme ihtiyacı, siber güvenlik ile yapay zeka bağlantılı sermaye harcamaları gibi yapısal baskıların orta ve uzun vadede hükümetler ile şirketlerin borç seviyelerini yukarı ittiği belirtiliyor. Bu baskıların Orta Doğu'daki çatışmanın sürmesiyle daha da yoğunlaşabileceği, kısa vadede ise borç birikiminin seyrinin bölgedeki gelişmelerle mali ve parasal otoritelerin tepkisine bağlı olduğu vurgulanıyor.

Rapora göre yüksek enerji ve gıda fiyatlarının beslediği enflasyon baskıları, özellikle enerji ithalatçısı ülkeleri ekonomik etkiyi sınırlamak için mali destek vermeye zorluyor. Bu durumun daha geniş bütçe açıkları, ek borçlanma ve özellikle mali tamponları sınırlı gelişmekte olan piyasalarda daha yüksek borç seviyeleri yaratması bekleniyor.

IIF, yüksek enflasyonun borç oranlarını geçici olarak aşağı çekmeye yardımcı olduğunu ancak enflasyon kalıcı hale gelirse bu rahatlamanın sürdürülebilir olmayacağını belirtiyor. Raporda, Orta Doğu'daki çatışma devam ederse merkez bankaları agresif sıkılaştırmaya gitmese bile uzun süren fiyat baskılarının borçlanma maliyetlerine yansıyacağı ifade ediliyor.

Akaryakıtta eşel mobil uygulamasının bütçe ve vergi tahsilatına etkisini ele aldığımız önceki haberimizde, maktu ÖTV ayarlamalarıyla pompa fiyatlarındaki artışın ve enflasyon baskısının sınırlanmasının hedeflendiğini aktarmıştık. Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre bu mekanizma ÖTV ve buna bağlı KDV tahsilatında belirgin kayıp yaratırken, mevcut koşullar sürerse yıl sonuna kadar toplam vergi kaybının 600 milyar lirayı aşabileceği vurgulanmıştı. Bu çerçeve, enerji fiyatlarının kamu maliyesi üzerindeki baskısı üzerinden borçlanma ihtiyacı ve finansman maliyetlerine yönelik riskleri anlamak açısından da önemli bir arka plan sunuyor.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.