Türkiye, GPA dışında kaldıkça AB kamu ihalelerinde erişim kaybı yaşıyor
Küresel kamu alımları pazarının yıllık 1,7 trilyon dolara ulaşması, kamu ihalelerine erişimi dış ticarette daha kritik bir başlık haline getiriyor. Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması dışında kalması, özellikle AB’de katma değerli üretim yapan ihracatçılar için yeni bir teknik engel oluşturuyor.
Öne Çıkanlar
- Avrupa Birliği kamu ihalelerinde yalnızca Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması (GPA) üyelerinin teklif verebilmesi şartı, Türk şirketlerini milyarlarca dolarlık pazarın dışında bırakıyor.
- 2026’nın ilk dört ayında AB’ye yapılan ihracat yüzde 6,3 artarak 35 milyar doların üzerine çıkarken, kamu projelerine yönelik ihracatın payı yüzde 3-5’te kalıyor.
- Türkiye’nin GPA’ya katılması halinde Türk firmaları, özellikle tekstil ve hazır giyimde, AB kamu pazarında Çin ve Bangladeş gibi rakiplere karşı kalite avantajı elde edebilir.
AB ihalelerinde üyelik şartının etkisi
Dunya.com'un aktardığına göre, Avrupa Birliği kamu ihalelerinde giderek daha sık şekilde yalnızca Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması, GPA, üyelerinin teklif verebilmesi şartını uyguluyor. Bu yaklaşım, hazır giyim, tekstil, gıda, tıbbi cihaz ve inşaat malzemeleri gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk şirketlerini milyarlarca dolarlık kamu alımı pazarının dışında bırakıyor.
Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 2025 sonu verilerine göre Türkiye’de 145 binden fazla aktif ihracatçı firma bulunuyor. Toplam ihracatçıların önemli bölümü hazır giyim ve konfeksiyon, kimyevi maddeler, makine, tekstil ve hammaddeleri gibi emek yoğun sektörlerde yoğunlaşıyor. En az 100 bin firmanın AB’ye aktif ihracat yaptığı, sadece Almanya’ya ihracat yapan firma sayısının ise 50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
AB, Türkiye’nin toplam ihracatında yaklaşık yüzde 40 ila 45 payla en kritik pazar olmayı sürdürüyor. 2026’nın ilk dört ayında AB’ye yapılan ihracat yüzde 6,3 artarak 35 milyar doların üzerine çıkıyor. Buna karşın, AB’ye yapılan toplam ihracatın yaklaşık yüzde 3 ila 5’lik bölümünün doğrudan veya dolaylı olarak kamu projelerine gittiği tahmin edilse de, bu satışlar dış ticaret istatistiklerinde ayrı bir kamu alımları kalemi olarak izlenmiyor.
İhracatçılara göre risk yalnızca Türk şirketlerinin Avrupa’daki belediye, hastane, güvenlik ve altyapı ihalelerine doğrudan teklif verememesiyle sınırlı kalmıyor. AB mevzuatı uyarınca ihaleyi kazanan şirket Avrupalı olsa bile, üretimini GPA üyesi olmayan bir ülkede yaptıramadığı için Türkiye’nin Avrupa için stratejik tedarik merkezi olma iddiası da zayıflıyor.
Tekstil sektörü için acil katılım çağrısı
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, TGSD, konuyu Ticaret Bakanlığı gündemine taşıdığı çalışmasında Türkiye’nin GPA’ya katılımının özellikle tekstil ve hazır giyim sektörünün rekabet gücü açısından kritik olduğunu vurguluyor. Çalışmada, AB’nin kamu alımlarında giderek daha katı uyguladığı yalnızca üyeler politikası nedeniyle Türk tekstil ihracatçılarının Avrupa’daki kamu ihalelerine katılamadığı ve rekabet gücünün zayıfladığı belirtiliyor.Raporda, Türkiye’nin 1995’ten bu yana DTÖ üyesi olmasına rağmen GPA’ya taraf olmadığı, gözlemci statüsünde kaldığı ve kendi kamu alımları mevzuatında yerli istekliler lehine uygulamalar bulunduğu hatırlatılıyor. Buna karşılık, anlaşmaya taraf olunmamasının Türk firmalarının başta AB olmak üzere GPA üyesi ülkelerin kamu alımı pazarlarına erişimini engellediği ifade ediliyor ve diplomatik ile teknik hazırlıkların hızla başlatılması çağrısı yapılıyor.
TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, teknik tekstil ve yüksek katma değerli üretime yönelim tavsiyesinin GPA engeli nedeniyle satış kanalına dönüşemediğini söylüyor. Narbay, kamu kurumlarının itfaiye kıyafetleri, askeri üniformalar, hastane tekstili ve güvenlik ekipmanları gibi ürünlerde önemli alıcı konumunda olduğunu, ancak GPA üyesi olmayan ülkelerin bu pazara girememesi nedeniyle Türkiye’de üretim ve yatırım iştahının zarar gördüğünü belirtiyor.
Değerlendirmelere göre Türkiye’nin anlaşmaya katılması halinde, Çin ve Bangladeş gibi GPA üyesi olmayan rakiplerin dışında kaldığı AB kamu pazarında kalite avantajı öne çıkabilir. Aynı zamanda Avrupalı yüklenicilerin üretim zorunluluğu nedeniyle Türkiye’yi daha güçlü bir ortak olarak değerlendirmesi, teknik tekstil ve yüksek standartlı ürünlerde yeni bir büyüme alanı yaratabilir.
Daha önce aktardığımız DEİK’in AB liderlerine yönelik açık mektup kampanyası, Türkiye-AB ilişkilerinin küresel koşullarda stratejik bir zorunluluk haline geldiği vurgusuyla tam üyelik sürecinin yeniden canlandırılmasını ve Gümrük Birliği güncellemesinin gündeme alınmasını hedefliyordu. Mektupta, güncellenmiş Gümrük Birliği’nin Avrupa’nın rekabetçiliğini artırabileceği, ekonomik bütünleşmenin ise yatırım, inovasyon ve uzun vadeli ortaklıklar üzerinden kalıcı bir stratejik ortaklığa zemin hazırlayacağı belirtiliyordu.
En Son RannForex Haberleri
- Forex
- Crypto