İstanbul için yabancı finansmanla kentsel dönüşüm çağrısı

İstanbul için yabancı finansmanla kentsel dönüşüm çağrısı
İstanbul’a yabancı finansman

İstanbul’un deprem riski ve konut ihtiyacı, kentsel dönüşümün finansmanı ile planlama modelini yeniden tartışmaya açıyor. DEİK Türkiye-Belçika İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Ahmet Akbalık, şehrin yabancı kaynakla dönüştürülebileceğini ve mevcut yerinde dönüşüm yaklaşımının kapsamlı şehir planlaması sunmadığını söylüyor.

Öne Çıkanlar

  • Ahmet Akbalık, İstanbul’daki 3 milyon eski konutun dış finansmanla planlı ve hızlı bir kentsel dönüşüm geçirebileceğini belirtiyor.
  • Yüksek faiz ve kredi erişimi kısıtları nedeniyle konut piyasasında ertelenmiş talep artarken, inşaat maliyetleri son yedi yılda üç katına çıktı ve banka kredili satışlar minimize oldu.
  • Hazır giyimde döviz kuru baskısı sürerken, Suriye’nin düşük işçilik maliyeti sektörde yeni fırsatlar yaratırken Mısır’a yönelim ihtiyacını azaltabilir.

Yabancı kaynak ve dönüşüm modeli

Dunya.com'a konuşan Ahmet Akbalık, İstanbul’da 1999 öncesi yapılmış 3 milyon konut bulunduğunu belirterek kentsel dönüşümün dış finansmanla daha hızlı ve planlı biçimde yürütülebileceğini ifade ediyor. Akbalık, yerinde dönüşümün yalnızca bina yenilemeye odaklandığını, bu nedenle şehir planlaması, altyapı ve mimari bütünlük açısından yetersiz kaldığını savunuyor.

Akbalık’a göre Türkiye, deprem sonrasında tek seferde 450 bin konut üretebilen güçlü bir mühendislik ve uygulama kapasitesine sahip bulunuyor. Bu birikimin, İstanbul’un deprem riskini azaltacak daha geniş ölçekli bir yeniden inşa sürecinde kullanılabileceğini söyleyen Akbalık, finans merkezi vizyonu ile kentsel cazibe yaklaşımının birleştirilmesi halinde şehrin küresel çekim merkezi olarak yeniden konumlanabileceğini dile getiriyor.

Konut ve hazır giyimde talep baskısı

Akbalık, yüksek faiz ortamı nedeniyle konut piyasasında son yıllarda ciddi bir ertelenmiş talep oluştuğunu, krediye erişimdeki sıkıntıların özellikle markalı konut segmentini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Buna rağmen Türkiye’nin demografik yapısı, deprem dönüşüm ihtiyacı ve şehirleşme dinamikleri nedeniyle orta ve uzun vadede konut talebinin güçlü kalacağını, ancak mevcut üretimin oluşacak talebi karşılamadığını ifade ediyor.

İnşaat sektöründe son yedi yılda maliyetlerin üç katına çıktığını aktaran Akbalık, banka kredili satışların yok denecek kadar az seviyede olduğunu, satışların daha çok katılım finansmanıyla gerçekleştiğini söylüyor. Hanelerin küçülmesi nedeniyle küçük konutlara yönelimin arttığını kaydeden Akbalık, çimento ve demir gibi girdilerde ihracat kabiliyeti yüksek üretimin iç piyasa fiyatlarını da küresel piyasalara daha bağımlı hale getirdiğini vurguluyor.

Hazır giyim tarafında ise kur baskısının sektörün en büyük sorunu olduğunu belirten Akbalık, döviz dönüşüm desteğinden yararlanan firma sayısının düzenlemeler nedeniyle sınırlı kaldığını ifade ediyor. Transit ticaretin önemli potansiyel sunduğunu söyleyen Akbalık, Suriye’nin de işçilik maliyeti avantajı nedeniyle hazır giyim üretimi için yeni bir fırsat oluşturabileceğini, bu sayede sektörün Mısır’a yönelme baskısının azalabileceğini dile getiriyor.

Daha önce yayımladığımız yazıda, ECB Yönetim Konseyi üyesi Yannis Stournaras’ın enflasyonla mücadelede aşırı kısıtlayıcı para politikasından kaçınılması gerektiği yönündeki mesajını ele almıştık. Yazıda, sert sıkılaşmanın kredi koşullarını zorlaştırarak yatırım ve ekonomik aktivite üzerinde ilave baskı yaratabileceği, bu nedenle enflasyon şoklarının kalıcılığına göre daha dengeli bir tepki arayışının öne çıktığı vurgulanmıştı.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.