Türkiye'de ücretli istihdam nisan ayında yükseldi, inşaat sektörü artışa öncülük etti

Türkiye'de ücretli istihdam nisan ayında yükseldi, inşaat sektörü artışa öncülük etti
İstihdamda nisan zirvesi

Türkiye'de sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerini kapsayan ücretli çalışan sayısı 2026 yılı nisan ayında yıllık bazda artış gösteriyor. Toplam istihdam 15 milyon 968 bin 711 kişiye ulaşırken, seviye Ekim 2025'te kaydedilen 16 milyon 42 bin kişilik düzeyin ardından son altı ayın en yüksek noktasına çıkıyor.

Öne Çıkanlar

  • Türkiye'de ücretli çalışan sayısı 2026 Nisan'da yıllık yüzde 2 artarak 15 milyon 968 bin 711'e ulaştı.
  • En güçlü yıllık istihdam artışı yüzde 6,8 ile inşaat sektöründe görülürken, sanayi sektörü yüzde 2,4 geriledi.
  • Nisan ayında toplam ücretli çalışan sayısı aylık yüzde 0,5 artarken, inşaat sektörü aylık yüzde 1,1 büyüyerek artışa öncülük etti.

Nisan verilerinde sektörlere göre görünüm

TÜİK'in açıkladığı 2026 yılı nisan ayı ücretli çalışan istatistiklerine göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 artıyor.

Geçen yıl nisan ayında 15 milyon 662 bin 751 olan ücretli çalışan sayısı, 2026 Nisan'da 15 milyon 968 bin 711 kişiye yükseliyor. Yıllık değişimde en güçlü artış inşaat sektöründe görülüyor. Nisan ayında ücretli çalışan sayısı inşaatta yüzde 6,8, ticaret-hizmet sektöründe yüzde 3,4 artarken, sanayi sektöründe yüzde 2,4 düşüyor.

Aylık artışın istihdam ve sektör etkisi

Ücretli çalışan sayısı nisan ayında bir önceki aya göre de yükseliyor. Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında aylık artış oranı yüzde 0,5 olarak gerçekleşiyor.

Alt sektörler incelendiğinde aylık artış sanayide yüzde 0,3, inşaatta yüzde 1,1 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,5 seviyesinde bulunuyor. Veriler, toplam ücretli istihdamda inşaatın büyümeyi desteklediğini, sanayideki yıllık gerilemeye rağmen hizmetler ve inşaat kaynaklı artışın genel tabloyu yukarı taşıdığını gösteriyor.

Türkiye'nin yatırım ortamı ve yeni teşvik çerçevesi konusunda daha önce yayımladığımız analizde, vergi indirimleri ve İstanbul Finans Merkezi kapsamında sağlanan avantajların doğrudan yatırımları artırma hedefiyle öne çıktığını aktarmıştık. Yazıda ayrıca Türkiye’nin üretim ve lojistik kapasitesiyle bölgesel bir merkez olma iddiası, ihracat performansı ve Avrupa bağlantılı yatırım akışlarının sanayi ve hizmetler tarafındaki büyüme potansiyeline nasıl zemin hazırladığına değinmiştik.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.