İTO, AB üyelik müzakerelerinin yeniden canlandırılmasını istedi

İTO, AB üyelik müzakerelerinin yeniden canlandırılmasını istedi
İTO'dan AB üyeliği çağrısı

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ve kurumsal ilişkilerin geleceği, iş dünyasının temmuz ayı gündeminde öne çıkıyor. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, üyelik sürecine somut bir perspektif kazandırılması çağrısı yaparken Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestliği adımlarının hızlandırılmasını da istedi.

Öne Çıkanlar

  • İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin canlandırılması ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için ivedi adımlar istedi.
  • Avdagiç, para politikasındaki sıkı duruşun iç talep kaynaklı enflasyonist baskıları yavaşlattığını ve dış kırılganlıkları azalttığını belirtti.
  • 2026'daki ilk Sahne XL etkinliğinde 12 girişimci sunum yaptı, 35'ten fazla girişim stantta yer aldı ve toplam 1.743 ziyaretçi katıldı.

AB entegrasyonu ve sanayi dönüşümü çağrısı

İstanbul Ticaret Odası'nın temmuz ayı Meclis Toplantısı'nda yapılan açıklamalara göre, Şekib Avdagiç, dünya belirsizliklerle dolu bir dönemden geçerken AB-Türkiye ilişkilerinin yeniden dizayn edilmesi gerektiğini söylüyor.

Avdagiç, başlangıç olarak Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde, ekonomik ve ticari entegrasyonun derinleştirilmesinde ve vize serbestliği sürecinde kalan kriterlerin tamamlanmasında ivedi adımlar beklediklerini belirtiyor. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerinin "uzatım" müzakerelerine dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Avdagiç, sürecin yeniden canlandırılmasını ve katılım perspektifinin somut biçimde yenilenmesini istiyor.

İTO Başkanı, Türkiye'nin stratejik vizyonunda üç temel dönüşüm alanının öne çıktığını, bunların jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüşmesi, üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evrilmesi ve transit ülke kimliğinin karar verici merkez ülke konumuna taşınması olduğunu ifade ediyor. Sanayi politikasını bu dönüşümün en kritik ayağı olarak tanımlayan Avdagiç, AB ile daha güçlü ekonomik entegrasyon için orta-yüksek ve yüksek teknoloji üretimine odaklanan daha seçici bir sanayi yapısına ihtiyaç bulunduğunu kaydediyor.

Küresel belirsizlikler, para politikası ve girişimcilik etkisi

Avdagiç, küresel ekonominin yılın ikinci yarısına tekil krizlerle açıklanamayacak daha kalıcı ve katmanlı bir belirsizlik rejimi içinde girdiğini belirtiyor. Enerji piyasalarında Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik risklerin petrol ve doğalgaz fiyatlarını risk primi üzerinden şekillendirdiğini, bunun da enerji fiyatlarında yeni bir taban oluşmasına yol açtığını söylüyor.

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde Avdagiç, son üç yıldır uygulanan Enflasyonla Mücadele Programı'nın önemli kırılganlıkları azaltırken dengeleme etkisi de ürettiğini ifade ediyor. Para politikasındaki sıkı duruşun iç talep kaynaklı enflasyonist baskıları yavaşlattığını, finansal istikrar tarafında risk primindeki gerileme ve portföy akımlarındaki dengelenmenin dış kırılganlıkları azaltıcı etkiyi güçlendirdiğini belirtiyor.

Merkez Bankası'nın sıkı duruşunu koruduğunu söyleyen Avdagiç, küresel enflasyon riskleri, sıkı finansal koşullar ve kur baskısının erken gevşeme alanını sınırladığını, buna karşılık enflasyondaki düşüş eğiliminin TCMB'ye faiz indirimi konusunda alan açtığını dile getiriyor. Türkiye'nin artık yalnızca Doğu ile Batı arasında bir geçiş hattı değil, akışların hızını, maliyetini ve yönünü etkileyen bir ekonomik merkez olduğunu da ekliyor.

Aynı toplantıda girişimcilik ekosistemine de değinen Avdagiç, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi'nin 2026'daki ilk Sahne XL etkinliğine rekor sayıda ziyaretçi katıldığını belirtiyor. Etkinlikte 12 girişimci sahnede sunum yaparken 35'ten fazla girişim stantta yer alıyor; toplam 1.743 ziyaretçi kayıt yaptırıyor, 1.000'i aşkın davetli katılıyor ve etkinlik iletişimi 2.5 milyondan fazla erişim alıyor.

Yayınımızın daha önce ele aldığı Mayıs ayı sanayi üretim verileri, çalışma günü sayısındaki düşüşün yıllık performansı baskıladığını; buna karşın takvim etkisinden arındırılmış ilk beş ayda üretimin arttığını ortaya koymuştu. Aynı analizde, yüksek teknolojili üretimdeki güçlü büyümenin katma değerli üretim kapasitesi ve rekabet gücünü artırma hedefiyle uyumlu olduğu, bu eğilimin ihracat kompozisyonunu güçlendirebileceği vurgulanmıştı.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.