Türkiye'de yüksek enflasyon fiyat algısını zayıflatıyor

Türkiye'de yüksek enflasyon fiyat algısını zayıflatıyor
Enflasyon fiyat algısını zedeliyor

Türkiye'de uzun süren yüksek enflasyon, tüketicilerin bir ürün ya da hizmet için makul kabul ettiği fiyat çıpasını aşındırıyor. Bu bozulma, alışveriş kararlarından konut ve otomobil değerlendirmelerine kadar geniş bir alanda bütçe odaklı davranışı güçlendiriyor.

Öne Çıkanlar

  • Türkiye'de 2021 Eylül ayından itibaren hızlanan yüksek enflasyon, tüketicilerin referans fiyat algısını sürekli değiştirdi ve belirsizleştirdi.
  • Temel gıda, restoran, konut ve otomobil piyasasında fiyat değişimleri ve bölgesel farklar karşılaştırmayı güçleştirip tüketici davranışlarını ve piyasa işleyişini olumsuz etkiliyor.
  • Ekonomik güven ve öngörülebilirlik bozulurken, kalıcı fiyat istikrarı sağlanmadıkça tüketici ve işletme davranışlarında normalleşme kısa sürede mümkün görünmüyor.

Referans fiyatın aşınması ve piyasa örnekleri

Dunya.com'da yer alan Dr. Mahfi Eğilmez'in analizine göre, tüketiciler fiyatları çoğu zaman mutlak değerleriyle değil, zihinlerindeki referans fiyatla karşılaştırarak değerlendiriyor. Ancak Türkiye'de son yıllarda görülen yüksek enflasyon, özellikle 2021 Eylül ayında başlayan faiz indirimlerinin ardından hızlanarak bu referansın sürekli değişmesine ve belirsizleşmesine yol açıyor.

Eğilmez, bir dönem 100 lirayla marketten dolu bir poşetle çıkılabildiğini, bugün ise aynı tutarla ancak birkaç temel ürün alınabildiğini belirtiyor. Süt, peynir, yumurta, domates ve soğan gibi temel gıda ürünlerinde kısa aralıklarla yaşanan fiyat değişimleri nedeniyle tüketiciler, bir ürünün normal fiyatının ne olması gerektiğine net yanıt veremiyor.

Benzer bozulma restoran, konut ve otomobil piyasalarında da hissediliyor. Aynı şehirde bir porsiyon dönerin semtten semte ciddi fiyat farkı göstermesi, tek kişilik kahvaltının başka bir semtte iki kişilik hesap düzeyine çıkması ya da benzer nitelikteki bir konutun birkaç ay içinde yüz binlerce lira değer kazanması, fiyat karşılaştırmasını zorlaştırıyor.

Tüketici güveni ve öngörülebilirlik üzerindeki baskı

Analizde, fiyat algısını bozan tek etkenin enflasyon olmadığı da vurgulanıyor. Aynı ürünün farklı mağazalarda veya satış kanallarında çok farklı fiyatlarla sunulması, tüketicinin zihnindeki ortak referans fiyatı daha da zayıflatırken, insanlar fiyat ezberlemek yerine sürekli karşılaştırma yapmak zorunda kalıyor.

Ekonomik beklentiler de bu süreci derinleştiriyor. Tüketiciler, gelecek ay fiyatların daha da artacağı düşüncesiyle bugünün yüksek etiketlerini zamanla normalleştirirken, işletmeler de gelecekteki maliyet artışlarını hesaba katarak fiyat belirliyor ve etiketlere bugünün yanı sıra yarının belirsizliği de yansıyor.

Bu tablo yalnızca alışveriş davranışlarını değil, ekonomiye duyulan güveni de etkiliyor. İnsanlar neyin gerçekten pahalı, neyin makul olduğunu ayırt etmekte zorlandıkça harcama planlaması güçleşiyor; işletmeler açısından da fiyatlama süreci daha belirsiz hale geliyor ve ekonomide öngörülebilirlik azalıyor.

Eğilmez'e göre fiyat algısının yeniden kurulması kısa sürede gerçekleşmiyor. Bunun için yalnızca enflasyonun düşmesi değil, kalıcı fiyat istikrarı, ekonomik güvenin yeniden tesis edilmesi ve öngörülebilir politikaların uzun süre korunması gerekiyor.

Daha önce temmuz enflasyon verilerinin ardından Türkiye’de enflasyon görünümünü ve bunun para politikasına etkilerini ele almıştık. Haberde, yıllık enflasyonun %31,75 seviyesinde gerçekleştiğini; gıda, enerji/konut ve ulaştırma kalemlerindeki oynaklığın dezenflasyon sürecini zorlaştırdığını ve sıkı para duruşunun beklenenden uzun sürebileceğine dair beklentileri aktarmıştık.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.