İTO, ekonomi politikasında sıkı para ve seçici kredi eksenini öne çıkarıyor

İTO, ekonomi politikasında sıkı para ve seçici kredi eksenini öne çıkarıyor
Sıkı para, seçici kredi

Küresel büyüme görünümündeki zayıflama ve enerji maliyetlerindeki baskı, Türkiye ekonomisinde dezenflasyon ile üretim kapasitesini birlikte koruma tartışmasını öne çıkarıyor. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, bu çerçevede yeni dönemde para politikası, kredi yönlendirmesi ve üretim desteğinin birlikte şekillendiğini söylüyor.

Öne Çıkanlar

  • TCMB yüzde 37 politika faizi ve kredi büyümesindeki makroihtiyati sınırlarla sıkı finansal koşulları sürdürürken, ekonomi yönetimi üretim kapasitesini korumaya odaklanıyor.
  • Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi'nin 750 milyar liraya çıkarılması, Eximbank'ın ihracat finansmanı hedefinin 59 milyar dolara yükselmesi ve KOSGEB desteklerinin genişletilmesi öne çıkan adımlar arasında.
  • Petrolün 90-100 dolar bandına yerleşmesi enflasyon, cari açık ve para politikası üzerinde baskı oluştururken, enerji verimliliği yatırımlarının önceliklendirilmesi öneriliyor.

OVP çerçevesinde politika öncelikleri

Dunya.com'un aktardığına göre, İstanbul Ticaret Odası'nın yazılı açıklamasında Şekib Avdagiç, eylül ayı Meclis toplantısında küresel riskler, Türkiye'nin enflasyon ve üretim görünümü ile Orta Vadeli Program'a ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Avdagiç, büyüme ivmesi yakalayan ülkelerin ortak noktasının yapay zekaya yatırım olduğunu belirtirken, üniversitelerin de müfredatlarını bu alanda geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor.

Avdagiç, Türkiye'nin yeni küresel ortamda dezenflasyon programını sürdürürken aynı zamanda büyüme ve üretim kapasitesini koruma çabasını öne çıkardığını vurguluyor. Ağustosta tüketici enflasyonunun aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 31,51 olduğunu hatırlatan Avdagiç, enflasyonun gerilediğini ancak enerji fiyatlarındaki yükseliş ile küresel maliyet baskılarının süreci zorlaştırdığını belirtiyor.

Petrolün 90-100 dolar bandına yerleşmesinin Türkiye açısından enflasyon, cari açık ve para politikası üzerinde eş zamanlı baskı oluşturduğunu kaydeden Avdagiç, kalıcı fiyat artışlarının akaryakıt, ulaştırma ve üretim maliyetleri üzerinden mal ve hizmet fiyatlarına yansıdığını söylüyor. Bu çerçevede, TCMB'nin yüzde 37 politika faizi ve kredi büyümesine yönelik makroihtiyati sınırlarının finansal koşulları sıkı tuttuğunu, ancak ekonomi yönetiminin artık yalnızca talebi soğutmaya değil üretim kapasitesini korumaya da odaklandığını ifade ediyor.

Avdagiç'e göre yeni yaklaşım, giderek "sıkı para + seçici kredi + üretim desteği" üçgeninde şekilleniyor. Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi kaynağının 750 milyar liraya çıkarılması, KOSGEB'in istihdam koruma desteğinin imalat sanayinin tamamına genişletilmesi, daha uzun vadeli finansman imkanları ve Eximbank'ın ihracat finansmanı hedefinin 59 milyar dolara yükseltilmesi bu kapsamda önemli adımlar arasında yer alıyor.

Üretim, verimlilik ve ihracat odağı

Avdagiç, enerji maliyetlerine sürekli sübvansiyon vermek yerine enerji verimliliği yatırımlarının finanse edilmesi gerektiğini, yatırım, teknoloji, ihracat, AR-GE ve istihdamı artıran şirketlerin önceliklendirilmesinin daha etkili olacağını belirtiyor. Ekonomi politikasının başarısının da fiyat istikrarı, üretim kapasitesi ve rekabet gücü arasındaki dengeyle ölçüleceğini söylüyor.

2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da yer alan hedef ve politikaların hayata geçirilmesini üretim ekonomisinin korunması ve yeni yatırımlar açısından önemli gören Avdagiç, işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılmasını olumlu karşılıyor. Verimlilik ve teknoloji yoğun yatırımların desteklenmesi, enerji, ham madde, iş gücü, makine ve lojistik maliyetlerinin azaltılması, nitelikli iş gücünün geliştirilmesi ve ihracat kapasitesinin artırılması, iş dünyasının destek verdiği başlıca politika alanları olarak öne çıkıyor.

OVP’de enflasyonla mücadele adımları, para, maliye ve gelirler politikalarının güçlü eş güdüm içinde yürütülmesiyle dezenflasyon sürecinin kesintisiz sürdürülmesini ve 2029’da yeniden tek haneli enflasyona dönülmesini hedefliyor. Daha önceki haberimizde, OVP’nin TÜFE patikasını (2026’da %28,4; 2027’de %21; 2028’de %13,5; 2029’da %9) ve özellikle 2027 hedefindeki yukarı yönlü revizyonun beklenti yönetimi ve programın güvenilirliği açısından yarattığı tartışmaları ele almıştık.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.