TCMB, eylül toplantı özetinde enflasyon riskleri ve kredi yavaşlamasına işaret etti

TCMB, eylül toplantı özetinde enflasyon riskleri ve kredi yavaşlamasına işaret etti
TCMB’den enflasyon uyarısı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 10 Eylül 2026 tarihli Para Politikası Kurulu toplantı özetinde küresel jeopolitik riskler, emtia fiyatlarındaki oynaklık ve yurt içi talepteki yavaşlamanın para politikası görünümü açısından belirleyici olmaya devam ettiğini bildirdi. Özette, ağustosta yıllık enflasyonun yüzde 31,51'e gerilediği, bireysel kredi büyümesinin yavaşladığı ve yatırım taahhütlü avans kredisi program limitinin 750 milyar TL'ye çıkarıldığı belirtildi.

Öne Çıkanlar

  • TCMB eylül toplantı özetinde, enerji ve tarım emtia fiyatlarındaki artışın enflasyon beklentilerine yukarı yönlü risk oluşturduğuna dikkat çekildi.
  • 24 Temmuz-4 Eylül döneminde bireysel kredi büyüme oranı yüzde 2'ye gerilerken, TL mevduat faizi yüzde 44,4'e, TL ticari kredi faizi yüzde 49,3'e indi.
  • Yatırım taahhütlü avans kredisi program limiti 300 milyar TL'den 750 milyar TL'ye çıkarıldı, bu yıl için limit 150 milyar TL olarak artırıldı.

Küresel riskler ve finansal koşullar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yayımladığı toplantı özetine göre, jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizlikler enerji fiyatlarında yüksek ve dalgalı seyrin sürmesine neden olurken, tarım emtia fiyatlarındaki yükseliş de enflasyon beklentileri üzerinde yukarı yönlü risk oluşturuyor.

Metinde, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümünün sürdüğü, 2027 yılında ise baz etkileriyle toparlanma beklendiği ifade edildi. Türkiye'nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 için yüzde 1,6, 2027 için yüzde 2,5 artmasının tahmin edildiği kaydedildi.

Küresel enflasyon üzerinde emtia fiyatlarındaki oynaklığa bağlı yukarı yönlü risklerin sürdüğü, gelişmiş ülkelerde politika faizi fiyatlamalarının faiz artırım beklentilerinin korunduğuna işaret ettiği aktarıldı. Artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalar nedeniyle gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü risklerin canlı kaldığı belirtildi.

Yurt içinde ise bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranı ortalaması 24 Temmuz-4 Eylül döneminde yüzde 2 seviyesine geriledi. Aynı dönemde TL ticari kredilerin büyümesi sınırlı yükselirken, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari krediler yatay seyretti.

TL mevduat faizi 4 Eylül ile biten haftada yüzde 44,4'e inerken, TL ticari kredi faizi yüzde 49,3 oldu. İhtiyaç kredisi faizi yüzde 63,0'a gerilerken, konut kredisi faizi yüzde 41,9'a yükseldi, taşıt kredisi faizi ise yüzde 37,6 seviyesine düştü.

Büyüme görünümü ve yatırım programı etkisi

İkinci çeyrekte Türkiye ekonomisi yıllık bazda yüzde 2,3, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 büyüdü. Üretim yönünden bakıldığında büyümeye inşaat dışındaki tüm kalemler pozitif katkı verirken, hizmetler sektörü ana belirleyici oldu.

Tarım katma değeri ilk çeyrekteki yıllık artışın ardından ikinci çeyrekte kuvvetli yükselirken, ilk çeyrekte gerileyen sanayi katma değeri de ikinci çeyrekte artış gösterdi. Harcama yönünden nihai yurt içi talep yıllık büyümenin sürükleyicisi olmayı sürdürse de, özel tüketim ve toplam yatırımların katkısı önceki çeyreğe göre bir miktar zayıfladı.

Çeyreklik bazda özel tüketim harcamalarındaki düşüşün ikinci çeyrekte belirginleşmesi, tüketimde yavaşlamaya işaret etti. Toplam yatırımlar ise aynı dönemde çeyreklik bazda değişmedi.

Özette ayrıca yatırım taahhütlü avans kredisi kapsamındaki program limitinin 300 milyar TL'den 750 milyar TL'ye çıkarıldığı bildirildi. İlave 450 milyar TL'nin 50 milyar TL'lik kısmı 2026 yılı limitine eklenerek bu yılın YTAK limiti 150 milyar TL'ye yükseltilirken, kalan tutar 2027 ve 2028 yılları için 200'er milyar TL olarak tahsis edildi.

Tüketici fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,84 artarken, yıllık enflasyon 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51 olarak gerçekleşti. Bu görünüm, TCMB'nin hem fiyat istikrarı hem de kredi ve talep koşullarını birlikte izlemeyi sürdürdüğüne işaret ediyor.

Daha önce yayımladığımız TCMB’nin PPK toplantı özeti değerlendirmesinde, Banka’nın politika faizini %37’de sabit tutarken iç talepteki zayıflamanın belirginleştiğini ve enflasyonun ana eğiliminde gerileme sinyalleri bulunduğunu aktarmıştık. Bununla birlikte petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin, jeopolitik kaynaklı arz şoklarıyla birleşerek dezenflasyon süreci üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceği ve finansal koşulların (mevduat-kredi faizleri, rezervler, portföy akımları) yakından izlendiği vurgulanmıştı.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.