Türkiye, biyolojik çeşitlilik stratejisini COP31 hazırlıklarıyla güncelliyor

Türkiye, biyolojik çeşitlilik stratejisini COP31 hazırlıklarıyla güncelliyor
Türkiye’den COP31 adımı

Türkiye, Erivan'daki COP17 temaslarında biyolojik çeşitlilik politikalarını küresel çerçeveyle uyumlu hale getirme ve gelecek ay Antalya'da düzenlenecek COP31'i uygulama odaklı bir zirveye dönüştürme hedefini öne çıkarıyor. Açıklamalar, biyolojik çeşitliliğin korunmasının iklim, gıda güvenliği, su kaynakları ve kalkınma politikalarıyla birlikte ele alınacağı mesajını veriyor.

Öne Çıkanlar

  • Türkiye, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı'nı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellediğini açıkladı.
  • Bakan İbrahim Yumaklı, Antalya'da gelecek ay düzenlenecek COP31 toplantısını, iklim taahhütlerinin somut uygulamaya dönüştüğü 'Uygulama COP'u' olarak gerçekleştirmeyi hedeflediklerini belirtti.
  • 12. Kalkınma Planı kapsamında Türkiye, doğal ekosistemlerin korunması, erozyonla mücadele ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını kalkınma politikalarıyla bütünleştiriyor.

Biyoçeşitlilik planı ve COP31 gündemi

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın haber arşivinde yer alan açıklamaya göre Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı için bulunduğu Erivan'da, Türkiye'nin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı'nı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellediğini belirtiyor.

Yumaklı, Kunming-Montreal çerçevesinin kabulünden sonra asıl önceliğin ortak vizyonu somut uygulamalara ve kalıcı sonuçlara dönüştürmek olduğunu söylüyor. Bu hedef için finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, kapasite geliştirme imkanlarının artırılması ve bilimsel ile teknik iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Bakan, Türkiye'nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer alan zengin biyolojik çeşitliliğe sahip bir ülke olduğunu, doğanın korunmasını yalnızca çevre politikalarının değil kalkınma politikalarının da ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü ifade ediyor. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun birbirine bağlı küresel sınamalar olduğunu kaydeden Yumaklı, Rio sözleşmeleri arasındaki sinerjinin güçlendirilmesine önem verdiklerini belirtiyor.

Yumaklı ayrıca gelecek ay Antalya'da düzenlenecek COP31 için Türkiye'nin zirveyi iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir "Uygulama COP'u" olarak gerçekleştirmeyi hedeflediğini dile getiriyor. Bu çerçevede iklimle mücadele, biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi yönetimi ve gıda güvenliği başlıkları arasındaki bağların güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Tarım, kalkınma ve uluslararası iş birliği etkisi

Yuvarlak Masa Toplantısı'nda yapılan değerlendirmelerde Yumaklı, doğanın korunmasının yalnızca çevresel bir konu olmadığını, toplumsal refah, dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma için temel gereklilik taşıdığını söylüyor. Gıda güvenliği, su kaynakları, sağlık ve ekonomik refahın sağlıklı ekosistemlere bağlı olduğuna işaret eden Bakan, 2030 hedeflerine ulaşmak için taahhütlerin ölçülebilir sonuçlara dönüşmesi gerektiğini belirtiyor.

Yumaklı'ya göre Türkiye'nin 12. Kalkınma Planı, doğal ekosistemlerin korunması, bozulan alanların iyileştirilmesi ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını kalkınma politikalarıyla bütünleştiriyor. Sulak alan restorasyonu, erozyonla mücadele, ormanların korunması ve sürdürülebilir tarım uygulamaları bu yaklaşımın ana unsurları arasında yer alıyor.

Bakan, biyolojik çeşitlilik politikalarının ülkelerin farklı koşullarını ve kalkınma önceliklerini dikkate alması gerektiğini de vurguluyor. Türkiye'nin Afrika'nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi gibi ortaklıklarla ekosistem restorasyonu, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesi ve toplumsal dayanıklılığın artırılması alanlarında uluslararası iş birliğini geliştirmeyi sürdürdüğünü ifade ediyor.

COP31 Başkanlığı kapsamında Türkiye’nin “Uygulama COP’u” hedefi ve BM’de açıklanan COP31 Eylem Gündemi, daha önce ele aldığımız başlıklar arasında yer almıştı. Yazıda, zirveden müzakere başlıklarının ötesinde iklim finansmanı, elektrifikasyon ve somut siyasi sonuç beklentilerinin öne çıktığını; Türkiye ve Avustralya eş liderliğinde çerçeve karar hazırlığı gibi adımların süreci şekillendirdiğini aktarmıştık.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.