Türkiye karbon tahsisatı ticareti kurallarını yürürlüğe aldı, sanayi için yeni maliyet çerçevesi oluşuyor

Türkiye karbon tahsisatı ticareti kurallarını yürürlüğe aldı, sanayi için yeni maliyet çerçevesi oluşuyor
Karbon tahsisatında yeni dönem

Türkiye'de emisyon ticaret sisteminin piyasa işleyişini belirleyen yeni düzenleme yürürlüğe girerek sanayi kuruluşlarının karbon tahsisatlarını hangi kurallarla alıp satabileceğini netleştiriyor. Düzenleme, karbon maliyetinin hemen başlamadığına işaret ederken, özellikle yüksek emisyonlu sektörler için gelecekteki finansal yükümlülüklerin çerçevesini belirliyor.

Öne Çıkanlar

  • Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Piyasasının İşletilmesine İlişkin Yönetmelik 21 Ekim 2026'da yayımlandı ve yürürlüğe girdi, ancak gerçek para ile işlemler için ek uygulamalar bekleniyor.
  • Pilot sistem elektrik, çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerinde uygulanacak; tahsisat teslim yükümlülüğü 2027 emisyonlarından itibaren başlayacak ve yıllık emisyonu 50 bin tonun üzerindeki tesisleri kapsayacak.
  • Karbon piyasasının oluşturulması, Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile bağlantılı olarak ihracatçı sektörlerde ek maliyet riski yaratıyor ve şirketlerin maliyetini piyasadaki karbon fiyatı belirleyecek.

Piyasa yapısı ve geçiş takvimi

Türkiye'deki karbon piyasasına ilişkin yeni kurallar, Dünya'nın aktardığına göre, 21 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Piyasasının İşletilmesine İlişkin Yönetmelik, yayımlandığı gün yürürlüğe giriyor; ancak piyasanın fiilen gerçek para ile işlemlere açılması için ek uygulama süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.

Yeni düzenleme karbon piyasasında standart işlem birimini de tanımlıyor. Buna göre bir lot 100 karbon tahsisatından oluşuyor ve her tahsisat bir ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı salım hakkını temsil ediyor. Bu yapı, piyasada teklif ve işlemlerin standartlaştırılmasını sağlarken, işletmelerin yıllık emisyon sınırının 100 ton olarak belirlendiği anlamına gelmiyor.

Sistemin temelinde, işletmelerin doğrulanmış sera gazı salımlarına karşılık yeterli tahsisatı teslim etmesi yer alıyor. Eksik tahsisatı bulunan şirketlerin, piyasa uygulamaya geçtiğinde bu açığı kapatması gerekecek. Karbon piyasasının işletilmesinden Enerji Piyasaları İşletme AŞ, EPİAŞ, sorumlu olacak; birincil piyasada tahsisatlar ihale ile sunulabilecek, ikincil piyasada ise katılımcılar tahsisatları kendi aralarında alıp satabilecek.

İşlem Kayıt Sistemi adı verilen elektronik altyapı, tahsisatların oluşturulması, hesaplarda tutulması, transferi ve yükümlülüklerin yerine getirilmesinde kullanılacak. Düzenleme ayrıca ödeme, teminat ve takas süreçlerini de kapsıyor. Geçiş döneminde ise İşlem Kayıt Sistemi ile birincil ve spot karbon piyasası faaliyete başlayıncaya kadar işlemler sanal ortamda yürütülebilecek; bu aşamada gerçek tahsisat teslimatı, faturalama veya ödeme yükümlülüğü doğmayacak.

Sanayiye etkiler ve maliyet görünümü

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin kapsamı, 27 Ağustos 2026'da yayımlanan temel yönetmelikle belirleniyor. Sistem, ilgili faaliyetleri yürüten ve yıllık emisyon büyüklüğüne göre B ve C kategorilerine giren tesisleri kapsıyor; bu çerçevede yıllık emisyonu 50 bin ton karbondioksit eşdeğerini aşan tesisler faaliyet türleri ve istisnalara göre değerlendiriliyor.

Kategori B tesisler 50 bin tonun üzerinde ve 500 bin tona kadar, kategori C tesisler ise 500 bin tonun üzerinde yıllık emisyona sahip işletmelerden oluşuyor. Pilot uygulamada elektrik üretimi, çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörleri öne çıkıyor. Pilot dönem 2026 ve 2027 sistem yıllarını kapsıyor; 2026 için raporlama yükümlülükleri uygulanırken, tahsisat teslim yükümlülüğünün ilk kez 2027 emisyonları için başlaması öngörülüyor.

Şirketlerin karşılaşacağı ekonomik etki, ücretsiz tahsisat miktarı ile piyasada oluşacak karbon fiyatına bağlı olacak. Emisyonu yüksek bir işletme yükümlülüğünü karşılamak için ilave tahsisat almak zorunda kalırsa yeni bir maliyetle karşılaşabilecek; buna karşılık enerji verimliliği, temiz üretim teknolojileri ve emisyon azaltım yatırımları yapan şirketlerin tahsisat ihtiyacı daha sınırlı kalabilecek.

Düzenlemenin bir diğer boyutu da Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile bağlantısı. Özellikle Avrupa pazarına üretim yapan yüksek emisyonlu sektörlerde karbon maliyetleri ihracat rekabeti açısından daha önemli hale geliyor. Bununla birlikte, Türkiye'de karbon piyasasının kurulması Avrupa Birliği kaynaklı yükümlülükleri otomatik olarak ortadan kaldırmıyor; piyasanın açılış tarihi, tahsisat dağıtımı ve karbon fiyatının seviyesi şirketlerin gerçek maliyetlerini belirleyen ana unsurlar olmaya devam ediyor.

Türkiye’nin AB ile yürüttüğü yeşil dönüşüm ve sanayi karbonsuzlaşması odaklı mali işbirliği gündemini daha önce Traders Union’da ele almıştık. Bu kapsamda IPA programları ile Ufuk Avrupa ve Dijital Avrupa üzerinden sağlanan fonların yanı sıra, IPA III döneminde sanayi karbonsuzlaşmasını destekleyecek yeni kaynakların ve önceliklerin öne çıktığını aktarmıştık.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.