İTO, Türkiye ekonomisi için devrimsel adımlar ve serbest piyasa vurgusu yapıyor
Küresel jeopolitik gerilimler ve değişen yatırım dengeleri içinde Türkiye ekonomisinin klasik politika kalıplarının ötesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki çağrılar öne çıkıyor. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, kur baskısı, ihracatın rekabet gücü ve transit ticaret gibi başlıklarda daha köklü adımların Türkiye’nin yatırım çekme kapasitesi açısından kritik olduğunu söylüyor.
Öne Çıkanlar
- İTO Başkanı Şekib Avdagiç, mal ihracatının ithalatı karşılama oranının tekrar yüzde 75’in üzerine çıkması gerektiğini vurguluyor.
- İstanbul Finans Merkezi’nde transit ticaret kazançlarının vergisiz, merkez dışındaki şirketlerde ise yüzde 95 indirimli olması sektör için önemli teşvik sağlıyor.
- Türk İHA ihracatı ve İspanya ile Hürjet anlaşması, savunma teknolojilerinde Türkiye'nin küresel rekabet pozisyonunu güçlendiriyor.
Ekonomi politikaları ve reform beklentileri
DÜNYA Gazetesi’ne konuşan İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın ihracatçı üzerinde baskı oluşturduğunu ve mal ihracatının ithalatı karşılama oranının yeniden yüzde 75’in üzerine çıkarılması gerektiğini belirtiyor. Avdagiç, dünyadaki ekonomik düzen değişirken yatırım kararlarında ülkelerin tek seçenek olmaktan çıktığını, bu nedenle Türkiye’nin uzun vadeli yatırım projeksiyonlarında üst sıralarda yer alması gerektiğini ifade ediyor.
Avdagiç, kira artışları, özel okul ücretleri ve döviz kuruna yönelik müdahalelerin piyasa dengelerini bozduğunu savunuyor. Geçmişte kira artışlarına getirilen yüzde 25 sınırının piyasada daha yüksek başlangıç taleplerini tetiklediğini söyleyen Avdagiç, benzer şekilde döviz kurunun baskılanmasının da uzun vadede sürdürülemeyeceğini dile getiriyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ihracat gelirlerinin Türk Lirası’na dönüşümünü destekleyen yüzde 3’lük uygulamasına da değinen Avdagiç, bu destekten toplam ihracatın yalnızca yüzde 16’sının yararlandığını, yüzde 84’lük bölümün ise ağır kurallar ve ceza riskleri nedeniyle uygulamadan uzak durduğunu aktarıyor. İş dünyasının dinamik yapısına daha uygun, yönetilebilir bir çerçeve oluşturulması gerektiğini vurguluyor.
Transit ticaret, savunma ve emek yoğun sektörlerde yeni arayışlar
Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan yeni vergi düzenlemesiyle uluslararası rekabetçi bir transit ticaret merkezi oluşturulması hedefini güçlü biçimde destekliyor. Düzenleme ile İstanbul Finans Merkezi içindeki şirketlerde transit ticaret kazançlarının tamamen vergisiz hale gelmesinin, merkez dışındaki kurumlar için de yüzde 95 kazanç indirimi getirilmesinin önemli bir teşvik olduğunu belirtiyor.Türkiye’nin transit ticarette bürokratik süreçleri azaltarak kapasitesini hızla büyütebileceğini söyleyen Avdagiç, Dubai’nin 4 milyon tonluk hacmine karşılık Türkiye’nin henüz 1 milyon tona ulaşamadığını kaydediyor. Mevcut ithalat ve ihracat işlemlerinin tek işleme indirgenmesi halinde Türkiye’nin 5 milyon ton hedefini yakalayabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade ediyor.
Orta Doğu’daki savaşın ardından savunma teknolojilerinde insansız hava araçları, taktik füzeler ve nitelikli drone sistemlerinin daha da öne çıktığını belirten Avdagiç, Türkiye’nin bu alanda birçok ülkenin önünde bulunduğunu söylüyor. Türk üretimi İHA satışları ile İspanya ile imzalanan Hürjet anlaşmasını tarihi olarak nitelendirirken, Avrupa’nın da yeni güvenlik tablosu içinde Türkiye’ye artık farklı bakmak zorunda olduğunu savunuyor.
Emek yoğun sektörlerde artan iş gücü maliyetlerinin rekabetçiliği zorladığını belirten Avdagiç, hazır giyim, ayakkabı, saraciye ve mobilya gibi alanlarda Suriye sınırı ve Halep çevresinde üretim modelinin değerlendirilmesini destekliyor. Bu yapının dış pazarı korumaya yardımcı olabileceğini, sınır bölgelerinde üretilecek malların Türkiye’de tamamlanarak ihraç edilmesinin firmalara esneklik sağlayabileceğini ifade ediyor.
Avdagiç ayrıca kuyumculuk sektöründe ayar evleri yetkilerinin Darphane’ye devredilmesi sonrası yaşanan onay gecikmelerinin ihracatı zorlaştırdığını, özel okul ücretlerinde ise KDV’nin sembolik olarak yüzde 1’e indirilmesinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Bu başlıkların tamamında ortak ihtiyacın, piyasa işleyişini hızlandıran ve rekabet gücünü artıran daha kapsamlı düzenlemeler olduğu görüşünü öne çıkarıyor.
Daha önce Nisan 2026’da Türkiye’nin mal ihracatındaki rekor artışı ve dış ticaret açığındaki daralmayı ele almıştık. Bu değerlendirmede ihracatın 25,4 milyar dolara yükselmesiyle ihracatın ithalatı karşılama oranının %75’e çıktığını ve küresel yavaşlamaya rağmen ihracat ivmesinin korunduğunu aktarmıştık.
En Son BigBoss Haberleri
- Forex
- Crypto