Türkiye sera sektörü 2030'a kadar örtü altı ihracatı ikiye katlama için reform istiyor

Türkiye sera sektörü 2030'a kadar örtü altı ihracatı ikiye katlama için reform istiyor
Sera ihracatında büyük hedef

Antalya'da 15-17 Nisan tarihlerinde düzenlenen 3. Sera Yatırım Günleri, Türkiye'nin örtü altı üretimde 2026-2030 dönemine yönelik büyüme planlarını ve yatırım ihtiyaçlarını gündeme taşıyor. Sektör temsilcileri, 2030'a kadar yaş sebze meyve ihracatının 1,25 milyon tondan 2,5 milyon tona çıkarılmasının ancak modernizasyon, planlı üretim ve finansman koşullarının güncellenmesiyle mümkün olduğunu belirtiyor.

Öne Çıkanlar

  • SERKONDER Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Salih Uslu, Türkiye'nin örtü altı ihracatını 2030'a kadar ikiye katlama için yüksek teknolojili sera yatırımları ve finansal reformlar gerektiğini belirtti.
  • 2026-2030 döneminde 16 bin dekar TDİOSB ve 15 bin dekar modern çiftçi serasıyla toplamda yaklaşık 1 milyon 250 bin ton ek ihracat artışı öngörülüyor.
  • Mevcut seraların modernizasyonu için 2 yıl geri ödemesiz ve yüzde 0 öz kaynak finansmanı, yatırım üst limitlerinin güncellenmesi ve finansmanda teminat sorunlarının çözümü sektörün öncelikli beklentileri arasında yer alıyor.

2030 yol haritasında yatırım ve finansman talebi

DÜNYA'ya özel açıklamalarda bulunan SERKONDER Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Salih Uslu, etkinliğin sektör için yalnızca bir buluşma değil, Türkiye'nin örtü altı üretiminde geleceği şekillendirecek stratejik bir platform niteliği taşıdığını söyledi. Uslu, Türkiye'nin coğrafi avantajı, üretim tecrübesi ve tarımsal altyapısıyla küresel ölçekte güçlü bir tedarikçi olma potansiyeline sahip olduğunu, ancak bunun planlama, endüstriyel üretim, modernizasyon ve sektörel iş birliğiyle kalıcı rekabet gücüne dönüştürülebileceğini ifade etti.

Uslu'ya göre 2026-2030 hedefi doğrultusunda büyük yatırımcıların devreye girmesi, yüksek teknolojili sera yatırımlarının artması ve planlı üretimin yaygınlaşması gerekiyor. Türkiye'de örtü altı yatırımlarının önemli bölümünün dernek üyeleri tarafından doğrudan veya dolaylı gerçekleştirildiğini belirten Uslu, Organize Tarım Bölgeleri ve büyük ölçekli yatırımlarda aktif rol aldıklarını, yerli üretimi destekleyerek katma değerli ihracat artışına katkı sunduklarını kaydetti.

Sektörün büyümesinin yüksek tonajlı sebze üretimiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Uslu, gelecekte berry, çilek ve yapraklı ürünler gibi katma değeri daha yüksek grupların öne çıkacağını söyledi. 800 bin dekar örtü altı alanda bugün üretimin yaklaşık yüzde 70'inin sebzeden oluştuğunu belirten Uslu, 2030'da bu yapının yüzde 55-60 sebze, yüzde 20-25 katma değerli ürün, yüzde 10 yapraklı ve yüzde 10 diğer ürün grupları yönünde dönüşmesi gerektiğini dile getirdi.

Uslu, mevcut sübvansiyonlu kredilerin uzun vadeli yapısının olumlu olduğunu, ancak sera birim maliyetlerinin enflasyona göre güncellenmesi ve yenilikçi üretim teknolojileri için ek finansman seçeneklerinin tanımlanması gerektiğini söyledi. Sektörün beklentileri arasında mevcut seraların modernizasyonu için 2 yıl geri ödemesiz ve yüzde 0 öz kaynakla finansman desteği, modern topraklı seralarda yatırım teşviki alt sınırının minimum 5 dekardan başlaması ve high-tech endüstriyel seralarda 2026 için 200 milyon TL düzeyindeki yatırım üst limitlerinin güncel tutulması yer alıyor.

Organize üretim modeli ihracat ve verimlilikte belirleyici görülüyor

Uslu, önümüzdeki 4-5 yıl içinde örtü altı yaş sebze üretiminde en gerçekçi hedefin ihracatı 1,25 milyon tondan 2,5 milyon tona çıkarmak olduğunu belirtti. Bu artışta Organize Tarım Bölgeleri'nin planlı üretim, ölçek ekonomisi ve entegre yapıyı bir araya getirerek yatırım riskini düşürdüğünü, verimlilik ve rekabet gücünü yükselttiğini söyledi.

2026-2030 döneminde ilave açılması beklenen 16 bin dekar TDİOSB alanındaki yüksek teknolojili endüstriyel seraların, yüzde 85 yaş sebze meyve ihracat payıyla yaklaşık 550 bin ton katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye genelinde ilave açılacak 15 bin dekar topraklı ve topraksız kültür modern çiftçi seralarının da yüzde 50 ihracat payıyla yaklaşık 150 bin ton katkı vermesi öngörülüyor. Mevcut 80 bin dekar eski basit seranın modernize edilmesiyle birlikte yüzde 25 verim artışı ve yüzde 35 ihracat payı üzerinden yaklaşık 550 bin ton ek katkı hesaplanıyor.

Bu tablo, toplamda 1 milyon 250 bin tonluk ek ihracat artışı anlamına geliyor. Uslu, Türkiye'nin temel sorununun üretim kapasitesi değil, verim ve organizasyon eksikliği olduğunu belirterek, yeni yatırım ile dönüşümün birlikte yürütülmesi halinde kaliteli ve sürdürülebilir rekabet gücünün artırılabileceğini ifade etti.

Kurulacak tesislerin sertifikalı, standartlara uygun ve gelişen teknolojileri destekleyebilecek onaylı projelerle hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Uslu, bu yaklaşımın yatırımcıları, finans kuruluşlarını, TARSİM'i ve sektör bileşenlerini korurken ürün sağlığı, raf ömrü ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da güvence sağlayacağını kaydetti. OTB'lerde finansmanda teminat sorununun çözülmesi ve high-tech endüstriyel seralara sağlanan avantajların bu yapılarda da uygulanması, sektörün öncelikli talepleri arasında bulunuyor.

Daha önce Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yönelik kamu ve özel sektör yatırımlarının bölgesel kalkınmayı hızlandırdığına dikkat çekmiştik. Güven ortamı ve altyapı hamleleriyle sulama projelerinin tarımsal alanları genişlettiği, organize sanayi bölgelerinin büyütülmesiyle de istihdam ve üretim kapasitesinde kalıcı artış hedeflendiği vurgulanıyordu.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.