İSO İkinci 500'de borçluluk artarken kârlılık tarihi ortalamaların altında kaldı

İSO İkinci 500'de borçluluk artarken kârlılık tarihi ortalamaların altında kaldı
İSO'da borç ve kâr alarmı

İstanbul Sanayi Odası'nın 2025 yılı İSO İkinci 500 araştırması, orta ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarında satışların nominal olarak artsa da reel büyümenin oldukça sınırlı kaldığını gösteriyor. Aynı dönemde finansman giderleri ve borçluluk hızlanırken, ihracat zayıflıyor ve zarar açıklayan şirket sayısı yüksek seviyesini koruyor.

Öne Çıkanlar

  • İSO İkinci 500'ün üretimden satışları 2025'te yüzde 25,7 artışla 1 ტრilyon 750 milyar liraya yükselirken, enflasyon etkisiyle reel artış binde 2'de kaldı.
  • İSO İkinci 500'ün 2025 toplam borcu yüzde 50,2 artışla 1 ტრilyon 273 milyar 704 milyon liraya çıkarak aktifler içinde yüzde 51,8'e ulaştı.
  • Faaliyet kârlılığı yüzde 7,7, vergi öncesi dönem kârlılığı yüzde 2,2 ile son 10 yıl ortalamasının belirgin altında kalmaya devam etti.

2025 verilerinde satış, kâr ve borç dengesi

Dünya'nın aktardığına ve İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı 2025 sonuçlarına göre, İSO İkinci 500'ün üretimden satışları 2024'teki 1 ტრilyon 393 milyar liradan 2025'te yüzde 25,7 artışla 1 ტრilyon 750 milyar liraya yükseliyor. Ancak yıllık ortalama yüzde 25,4'lük Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi ile arındırıldığında reel artış yalnızca binde 2 düzeyinde kalıyor ve önceki üç yıldaki reel daralmanın ardından çok sınırlı bir toparlanmaya işaret ediyor.

İhracat tarafında tablo daha zayıf seyrediyor. İSO İkinci 500'ün ihracatı 2025'te yüzde 0,3 düşerek 15,9 milyar dolar seviyesinde kalırken, Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı da 0,3 puan gerileyerek yüzde 6'ya iniyor.

Şirketlerin faaliyet kârı yüzde 35,4 artışla 160 milyar liraya, vergi öncesi kâr ve zarar toplamı da yüzde 34 artışla 46 milyar liraya çıkıyor. Buna rağmen faaliyet kârlılığı yüzde 7,7, vergi öncesi dönem kârlılığı ise yüzde 2,2 ile son 10 yıl ortalamalarının belirgin biçimde altında kalıyor; vergi öncesi bazda zarar eden firma sayısı da 155 olarak yüksek seyrini sürdürüyor.

Finansman giderleri yüzde 45,2 artışla 138 milyar liraya yükselirken, bu kalemin faaliyet kârına oranı yüzde 86,7'ye çıkıyor. Toplam borçlar yüzde 50,2 artarak 1 trilyon 273 milyar 704 milyon liraya ulaşırken, borçların aktifler içindeki payı da 7 puan artışla yüzde 51,8'e yükseliyor; bu görünüm daha küçük ve orta ölçekli sanayi şirketlerinin finansal ihtiyaçlarını daha fazla borçlanarak karşıladığını ortaya koyuyor.

İhracat baskısı, teknoloji payı ve sanayiye destek çağrısı

İstihdam tarafında İSO İkinci 500'de çalışan sayısı 2025'te yüzde 2,2 düşüşle 285 bine geriliyor. AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısı 238'den 229'a inerken, toplam AR-GE harcamaları yüzde 16 artışla 10 milyar liraya yükseliyor; buna karşın AR-GE'nin üretimden satışlara oranı yüzde 0,62'den yüzde 0,57'ye geriliyor.

Teknoloji yoğunluğuna göre dağılımda ise yüksek teknoloji grubunun katma değer payı yüzde 3,3'ten yüzde 4,9'a çıkıyor. Orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin toplam payı da yüzde 32,1 ile rekor seviyeye ulaşıyor; bu durum, genel finansal baskılara rağmen üretim yapısında daha yüksek teknolojili alanlara yönelimin sürdüğünü gösteriyor.

Listede ilk sırayı 5 milyar 317 milyon liralık üretimden satışla Teksan Jeneratör alıyor. Onu Norm Salihli Vida ve Cıvata ile Biska Tekstil izlerken, halka açık kuruluş sayısı 43'e yükseliyor, yabancı sermaye paylı kuruluş sayısı ise 62'ye geriliyor.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, 2025 sonuçlarının zayıf küresel talep, finansmana erişim güçlüğü ve yüksek faiz ortamının sanayi üzerinde baskı oluşturduğunu ortaya koyduğunu söylüyor. Bahçıvan, üretim, yatırım, ihracat, verimlilik ve teknolojik dönüşümü destekleyen politikaların stratejik zorunluluk olduğunu vurgularken, devreden KDV alacakları sorununun da sanayicinin bilançoları üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü belirtiyor.

Yayınımızda daha önce İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 araştırmasının, üretimden satışlarda nominal artışa karşın reel büyümenin neredeyse durağan kaldığını ve finansman giderlerinin kârlılık üzerinde belirgin bir baskı yarattığını aktarmıştık. Bu çerçevede ihracattaki sınırlı gerileme, zayıf küresel talep ve sıkı finansman koşullarıyla birlikte değerlendirilirken; sanayinin dönüşüm ve teknoloji yatırımları için sürdürülebilir finansmana erişimin kritik olduğu vurgulanmıştı.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.