Ege İhracatçı Birlikleri yapısal destek çağrısını ikinci yarı gündemine taşıyor
Ege İhracatçı Birlikleri, 2026 yılının ilk yarı değerlendirmesinde ihracat artışından çok üretim ve dış satımın sürdürülebilirliğini zorlayan maliyet ve finansman baskılarını öne çıkarıyor. Birlik yönetimi ve sektör temsilcileri, rekabet gücünün korunması için yılın ikinci yarısında hem kamu desteklerinin güçlendirilmesini hem de dönüşüm yatırımlarının hızlandırılmasını istiyor.
Öne Çıkanlar
- Ege İhracatçı Birlikleri, Haziran’da 1 milyar 744 milyon dolarlık rekor ihracat sonrası döviz dönüşüm ve istihdam desteğinin artırılmasını talep ediyor.
- Demir ve demirdışı metaller sektörü, AB'nin çelik ticaret önlemleri ile 2026'da yürürlüğe girecek Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması yüzünden ek maliyet baskısı altında kalıyor.
- EİB, ihracatın sürdürülebilir artışı için finansmana erişimin kolaylaştırılması, yeşil dönüşümün teşviki ve AB düzenlemelerine uyumda kamu desteği çağrısında bulunuyor.
İkinci yarı öncelikleri ve destek talepleri
Dünya.com'un aktardığına göre Ege İhracatçı Birlikleri'nin 2026 yılı ilk yarı değerlendirme toplantısında ortak mesaj, rekabet gücünü koruyacak yapısal adımların hızlandırılması yönünde şekilleniyor. EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, küresel ekonomideki belirsizlikler, jeopolitik riskler ve yüksek maliyet baskısına rağmen ihracatçıların önemli bir mücadele verdiğini belirtiyor.
Öztürk, haziranda 1 milyar 744 milyon dolarlık ihracatla birlik tarihinin aylık ihracat rekorunun kırıldığını hatırlatıyor. Ancak bu performansın kalıcı hale gelmesi için döviz dönüşüm desteğinin artırılması, çalışan başına istihdam desteğinin 5 bin liraya yükseltilmesi, reeskont kredi limitlerinin günlük 6 milyar liraya çıkarılması ve üretici ihracatçılara sağlanan kurumlar vergisi indiriminin 2026'da da sürdürülmesi gerektiğini söylüyor.
Birlik yönetimi ayrıca ikinci yarıda yapay zekâ, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yeni pazarlara yönelik çalışmalara ağırlık vermeyi planlıyor. EİB, Türkiye'nin yeniden çift haneli ihracat artışı yakalayabilmesi için üretim, yatırım ve ihracat odaklı politikaların daha güçlü bir çerçevede uygulanmasını gerekli görüyor.
Sektörel baskılar ve rekabet etkisi
Toplantıda demir ve demirdışı metaller sektörü, finansmana erişim, yüksek enerji ve üretim maliyetleri ile kur-enflasyon dengesindeki bozulmayı başlıca baskı unsurları olarak öne çıkarıyor. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Fatih Uysal, Avrupa Birliği'nin çelik ürünlerine yönelik yeni ticaret önlemlerinin ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük aşamasına geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın ihracatçı üzerinde ek maliyet yarattığını ifade ediyor.Uysal, yeşil dönüşüm yatırımlarının desteklenmesini kritik görürken, sanayicilerin güneş enerjisi yatırımlarını etkileyen saatlik mahsuplaşma uygulamasının yeniden değerlendirilmesini istiyor. Aylık mahsuplaşma sistemine dönüşün hem enerji verimliliğini hem de yeşil dönüşüm yatırımlarını destekleyeceğini savunuyor.
Tekstil tarafında ise odağa katma değerli üretim ve dijital dönüşüm yerleşiyor. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan, Ege Bölgesi'nin özellikle örme kumaş ihracatında Türkiye ortalamasının iki katına ulaşan birim fiyat yakaladığını, bunun da yüksek katma değerli üretimin sonucu olduğunu belirtiyor. Göksan, teknik tekstiller, sürdürülebilir üretim, yapay zekâ destekli modeller, organik pamuk, GDO'suz üretim ve rejeneratif tarım uygulamalarının Türk tekstiline küresel pazarlarda ek rekabet avantajı sağlayacağını söylüyor.
Farklı sektörlerden gelen değerlendirmeler, ortak beklentilerin finansmana erişimin kolaylaştırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, kur politikasının rekabetçiliği desteklemesi, yeşil dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi ve Avrupa Birliği'nin yeni ticaret düzenlemelerine uyumda kamu desteklerinin artırılması etrafında toplandığını gösteriyor. EİB yönetimi, ihracatın yeniden büyümenin lokomotifi olabilmesi için yalnızca yeni pazarlara açılmanın yeterli olmadığını, kalıcı rekabet gücü sağlayacak reform ve destek mekanizmalarının hızla devreye alınması gerektiğini vurguluyor.
IMF’nin 2026 büyüme tahminlerindeki aşağı yönlü revizyonu, küresel ekonomide savaş kaynaklı riskler ve teknoloji (özellikle yapay zekâ) odaklı talep artışıyla birlikte değerlendiriliyordu. Daha önce yayımladığımız haberde, Türkiye için 2026 büyüme beklentisinin aşağı çekildiği, küresel enflasyonda dezenflasyon sürecinin duraksama sinyali verdiği ve jeopolitik gerilimlerin emtia fiyatları ile finansal koşulları baskılayabileceği vurgulanmıştı.
En Son Turkey Haberleri
- Forex
- Crypto