HAK-İŞ, iş güvencesinin genişletilmesini ve mutlak koruma sistemini talep ediyor
1 Mayıs haftası kapsamındaki etkinlikler sürerken HAK-İŞ, Elazığ'da iş mevzuatındaki güncel sorunlar ile sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri gündeme taşıyor. Konfederasyon, işçiler için memurlara benzer mutlak iş güvencesi sağlayacak bir sisteme geçilmesini ve çalışma hayatına ilişkin mevzuat değişikliklerinde işçi kesiminin parlamentoda doğrudan söz sahibi olmasını istiyor.
Öne Çıkanlar
- HAK-İŞ, 4857 sayılı İş Kanunu'nun iş güvencesi hükümlerinin kapsamının genişletilmesini ve mutlak koruma sisteminin uygulanmasını talep ediyor.
- HAK-İŞ, işçi ve işveren sorunlarının doğrudan yasama sürecine iletilebilmesi için bir çalışma komisyonu kurulmasını ve mevzuat değişikliklerinin parlamentoya sunulmasını istiyor.
- Kayabaşı, sendikal yetki davalarının 3-4 yıl sürdüğünü ve bu süreçte işçilerin haksız şekilde işten çıkarılarak toplu iş sözleşmesi mekanizmasının sekteye uğradığını belirtiyor.
Elazığ'daki açıklamada öne çıkan talepler
Kayabaşı'nın Elazığ Cumhuriyet Meydanı'ndaki basın açıklamasında aktardığı değerlendirmelere göre HAK-İŞ, 1 Mayıs haftası çerçevesinde çeşitli etkinlikler düzenliyor ve iş mevzuatındaki aksaklıklarla konfederasyonun çözüm önerilerini kamuoyuna taşıyor. Açıklamada, 2003'te yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu'nun içeriğinde olumlu gelişmeler bulunduğu, ancak iş güvencesi hükümlerinin kapsamının daha da genişletilmesi gerektiği vurgulanıyor.Kayabaşı, sendikaların temel işlevlerini işçinin iş ve ücret güvencesini sağlamak ve iş yerinde karşılaşılabilecek risklere karşı iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini güçlendirmek olarak sıralıyor. HAK-İŞ ayrıca işçi kesimini ilgilendiren mevzuat değişikliklerinin bir çalışma komisyonu tarafından parlamentoya sunulmasını, işçi ve işveren taraflarının sorunlarını yasama sürecinde doğrudan dile getirebilmesini talep ediyor.
Sendikal örgütlenme ve ekonomik etkiler
Kayabaşı, örgütlenme sürecinde işverenlerin sendikal faaliyetlere karşı çıktığını ve bakanlıkça verilen olumlu yetki tespitlerine somut delil olmadan itiraz edildiğini belirtiyor. Bu yetki davalarının 3 ila 4 yıl sürdüğünü, süreç içinde bazı işçilerin haksız uygulamalarla işten çıkarıldığını ve bunun toplu iş sözleşmesi mekanizmasını da sekteye uğrattığını ifade ediyor.Açıklamada Filistin başta olmak üzere dünyadaki mağdur kesimlere yönelik insani yardım faaliyetlerinin sürdüğü de belirtiliyor. Bölgesel savaşların ekonomik etkilerine dikkat çeken Kayabaşı, Türkiye'nin de bu olumsuzlukları hissettiğini söylerken, güvenlik alanında alınan tedbirlerin önemine işaret ediyor ve çatışmaların bir an önce sona ermesini temenni ediyor.
Önceki haberimizde Türkiye’de yaklaşık 5 milyar Euro büyüklüğe ulaşan özel güvenlik sektöründe pazar büyümesine rağmen personel açığı ve yüksek çalışan sirkülasyonunun sürdüğünü ele almıştık. Asgari ücret seviyesine yakın maaşlar, zorlu çalışma koşulları ve nitelikli personel eksikliği sektörün temel sorunları arasında öne çıkarken, jeopolitik gelişmelerin 2026 görünümünü belirsizleştirdiği değerlendirilmişti.
En Son Reforms Haberleri
- Forex
- Crypto