Türkiye, enerji dönüşümü için 2035'e kadar 80 milyar doların üzerinde yatırım öngörüyor

Türkiye, enerji dönüşümü için 2035'e kadar 80 milyar doların üzerinde yatırım öngörüyor
Enerji dönüşümünde dev yatırım

Türkiye, enerji güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünde yenilenebilir kaynaklar, verimlilik ve dijital altyapıya ağırlık veriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bu dönüşümün finansman ihtiyacının 2035'e kadar 80 milyar doların üzerine çıktığını ve Alman yatırımcılarla finans kuruluşlarının bu süreçte önemli rol oynayabileceğini söyledi.

Öne Çıkanlar

  • Türkiye, 2035'e kadar enerji dönüşümü için 80 milyar doların üzerinde yatırım planlıyor, yenilenebilir enerji kurulu güçte toplamın yüzde 65'ine ulaştı.
  • 2030'a kadar enerji verimliliği projelerine 20 milyar dolar yatırım öngörülüyor, yüzde 16 enerji tüketimi azalması ve 100 milyon ton emisyon önlenmesi hedefleniyor.
  • Türk-Alman Enerji ve Madenler Ortaklığı'nın kurulmasıyla özellikle yenilenebilir enerji, madenler ve enerji güvenliği alanlarında işbirliğinin stratejik olarak genişletilmesi amaçlanıyor.

Yatırım planı ve dönüşüm öncelikleri

Dunya.com'un aktardığına göre Bayraktar, 7. Türk-Alman Enerji Forumu'nda Türkiye'nin gelecek dönemde esneklik, dijitalleşme ve ekonominin karbonsuzlaştırılmasına odaklandığını belirtti. Forumun bu yılki ana temasının "Enerji Güvenliği için Ortaklık" olduğunu söyleyen Bayraktar, enerji güvenliğinin artık tek bir ülkenin kendi başına sağlayabileceği bir alan olmadığını ifade etti.

Bayraktar, yenilenebilir enerjinin Türkiye'nin toplam kurulu gücünün yaklaşık yüzde 65'ini oluşturduğunu, ülkenin bu kapasiteyle Avrupa'da beşinci, dünyada ise on birinci sırada yer aldığını söyledi. Yıl sonunda güneş enerjisinin kurulu güç içinde en büyük tekil kaynak haline gelmesini beklediklerini belirten Bayraktar, daha esnek, daha dijital ve daha dayanıklı bir enerji mimarisi kurmayı hedeflediklerini vurguladı.

Enerji verimliliği tarafında ise Enerji Verimliliği Strateji Belgesi 2030 ve İkinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında binalardan sanayiye, ulaştırmadan tarıma kadar tüm sektörlerde 2030'a kadar 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörüldüğünü kaydetti. Türkiye'nin enerji tüketiminde yüzde 16 azalma ve 100 milyon ton emisyonun önlenmesini hedeflediğini söyleyen Bayraktar, son iki yılda hayata geçirilen 7,6 milyar dolarlık yatırımın 4,6 milyon ton eş değer petrol tasarrufu ve 14,3 milyon ton karbon emisyonunda düşüş sağladığını belirtti.

Türkiye-Almanya işbirliği ve bölgesel etki

Bayraktar, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin Türkiye ile Almanya'nın birlikte hızlı ilerleyebileceği iki büyük işbirliği alanı olduğunu söyledi. Türkiye'nin boru hatları, yer altı depolama tesisleri, büyük ölçekli yüzen gazlaştırma tesisleri ve enterkonneksiyon projelerine yaptığı yatırımlarla yalnızca kendi ihtiyacını karşılamadığını, aynı zamanda Avrupa'nın enerji güvenliğine de katkı sunduğunu dile getirdi.

Forumda imzalanan yeni protokolle Türk-Alman Enerji Ortaklığı'nın "Türk-Alman Enerji ve Madenler Ortaklığı"na dönüştüğünü belirten Bayraktar, bunun sadece isim değişikliği olmadığını, kritik ham maddeler dahil ortak hedeflerin stratejik biçimde genişletilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Türkiye'nin maden potansiyeli ve işleme kapasitesini geliştirme iradesiyle bu alanda güvenilir ortak olmaya hazır olduğunu söyledi.

Bayraktar, Türkiye'nin bu yıl COP31 Başkanlığını üstlendiğini hatırlatarak yenilenebilir enerji yatırımları, şebeke modernizasyonu, enerji depolama, dijitalleşme ve yapay zeka tabanlı enerji çözümlerinin önceliğini koruduğunu kaydetti. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı ihaleleri ile deniz üstü rüzgar hedeflerinde Alman yatırımcıları görmek istediklerini söyleyen Bayraktar, kamu ve özel sermayeyi harekete geçirecek uygun finansman ortamının iki ülke işbirliği açısından belirleyici olacağını belirtti; bir sonraki toplantının 2027'de Berlin'de yapılmasının planlandığını ekledi.

Türkiye’nin yeni küresel düzende stratejik konumunu güçlendirmesi gereğine dair daha önce yayımladığımız analizde, jeopolitik gerilimlerin ve U.S.-Çin rekabetinin enerji güvenliği ile teknolojik dönüşümü iş dünyasının ana gündemine taşıdığını aktarmıştık. Yazıda, yapay zekâ kaynaklı artan enerji talebinin enerji maliyetleri ve kaynak stratejilerini daha kritik hale getirdiği; ayrıca Türkiye’nin üretim, teknoloji ve enerji mimarisinde sağlam konumlanması ve AB ile ekonomik entegrasyon başlıklarının önem kazandığı vurgulanıyordu.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.