ASO, sanayide kapasiteyi koruma çağrısını finansman ve maliyet baskısıyla gündeme taşıdı

ASO, sanayide kapasiteyi koruma çağrısını finansman ve maliyet baskısıyla gündeme taşıdı
Sanayide kapasite baskısı

Türkiye sanayisi, sıkı para politikası, yükselen enerji giderleri ve bölgesel çatışmaların etkisiyle üretim kapasitesini koruma baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, bu tablonun yatırım iştahını zayıflattığını ve sanayisizleşme riskini artırdığını belirterek reel sektörü destekleyen tamamlayıcı adımların zorunlu hale geldiğini söyledi.

Öne Çıkanlar

  • ASO Başkanı Ardıç, yüksek faiz politikasıyla finansmana erişimin zorlaştığını ve ithalatın üretime göre daha cazip hale geldiğini vurguladı.
  • İran, U.S. ve İsrail hattındaki savaş enerji fiyatlarını yüzde 60 artırıp navlun ve sigorta maliyetlerini yükselterek üretim maliyetlerine ve tedarik zincirlerine olumsuz yansıdı.
  • 2025 sonunda yüksek teknolojili ürün ihracatının 9,9 milyar dolar, ithalatın ise 37 milyar doların üzerinde gerçekleşeceği öngörüldü; ihracat payı yüzde 3,8’de kaldı.

Antalya toplantısında öne çıkan uyarılar

Dunya.com'un aktardığına göre, Ardıç Antalya’da düzenlenen 2026 yılı 1. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, yüksek faiz politikasının reel sektör üzerindeki baskısını artırdığını, finansmana erişimi zorlaştırdığını ve üretim yerine ithalatı daha cazip hale getirdiğini ifade etti. Enflasyonla mücadeleyi desteklediklerini söyleyen Ardıç, bunun üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini zayıflatmadan yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Ardıç, İran, U.S. ve İsrail hattındaki savaşın enerji fiyatlarını yüzde 60 yükselttiğini, navlun ve sigorta maliyetlerini artırdığını, tedarik zincirlerinde yeni kırılmalar yarattığını belirtti. Bu belirsizlik ortamının enerji, hammadde, ara malı ve teslimat süreleri üzerinden üretim maliyetlerini yukarı çektiğini kaydeden Ardıç, meslek komitelerini Ankara sanayisinin erken uyarı sistemi olarak tanımladı.

Yeni küresel rekabetin artık sadece düşük maliyetli üretimle şekillenmediğini söyleyen Ardıç, firmaların güvenli üretim, öngörülebilir tedarik ve kesintisiz teslimat arayışına odaklandığını dile getirdi. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile birlikte ihracatta karbon verisi, dijital izlenebilirlik ve standartlara uyumun belirleyici hale geldiğini, yapay zekânın da üretim süreçlerinin dönüşümünde temel unsur olduğunu ifade etti.

Ankara sanayisi ve teknoloji dönüşümünün etkileri

Ardıç, Ankara’nın savunma sanayi, üniversiteler, teknoparklar, organize sanayi bölgeleri ve kamu kurumlarını aynı şehirde barındırmasına rağmen bu ekosistemin yeterince entegre çalışmadığını söyledi. Savunma sanayiindeki mühendislik, yazılım, sensör, otonom sistem, siber güvenlik ve test altyapısı birikiminin enerji, medikal cihaz, raylı sistemler, tarım teknolojileri, otomotiv elektroniği ve makine gibi alanlara aktarılması gerektiğini belirtti.

Ankara’nın 18,5 milyar dolarlık toplam ihracatının yaklaşık üçte birinin savunma sanayiinden geldiğini söyleyen Ardıç, şehirde savunma sanayii için çalışan 50 bin nitelikli mühendis ve teknik personelin üretim ile Ar-Ge yoğunluğunun merkezinde yer aldığını ifade etti. Savunma sanayiine tedarik veren firmaların küresel tedarik zincirlerine daha doğrudan açılmasının hedeflendiğini de ekledi.

Türkiye’nin ihracatta ilerleme kaydetmesine rağmen yüksek teknolojili üretimde istenen dönüşümün gerçekleşmediğini belirten Ardıç, 2025 sonunda yüksek teknolojili ürün ihracatının 9,9 milyar dolar, ithalatın ise 37 milyar doların üzerinde olduğunu söyledi. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payının yüzde 3,8 düzeyinde kaldığını belirten Ardıç, bankacılık sisteminden uzun vadeli ve üretken yatırımı destekleyen finansman talep etti; ASO Serbest Bölgesi ve ASO Teknoloji Üssü gibi yapılarla teknoloji ile üretim arasındaki boşluğu kapatmak için çalıştıklarını bildirdi.

Daha önce Türkiye’nin sanayi ve teknoloji girişimciliğinde ölçek büyütme hedeflerini ve buna eşlik eden yeni destek ile düzenleme adımlarını ele almıştık. Bu çerçevede, sanayi katma değerindeki artış, 2030 için 100 bin teknoloji girişimi hedefi, girişim sermayesi fonlarına ayrılan kamu kaynağı ve Terminal İstanbul gibi girişimcilik altyapısı hamleleri öne çıkıyordu.

Bu materyal üçüncü taraf görüşlerini içerebilir, bu web sayfasındaki hiçbir veri ve bilgi Feragatnamemize göre yatırım tavsiyesi teşkil etmez. Katı Editoryal Dürüstlük ilkelerine bağlı kalmamıza rağmen, bu gönderi ortaklarımızın ürünlerine referanslar içerebilir.