Türkiye, iklim finansmanı açığına karşı COP31 gündemini öne çıkarıyor
Londra İklim Eylemi Haftası kapsamındaki Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iklim riskinin artık yalnızca çevresel değil doğrudan ekonomik ve finansal bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Şimşek, gelişmekte olan ekonomilerin iklim hedeflerine ulaşması için gereken finansman ile mevcut sermaye akışları arasındaki farkın büyüdüğünü belirterek uygulamaya odaklı yeni bir işbirliği çerçevesi çağrısı yaptı.
Öne Çıkanlar
- Gelişmekte olan ülkeler 2030'a kadar yılda yaklaşık 2,5 trilyon dolar iklim finansmanına ihtiyaç duyarken mevcut akışlar yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde kalıyor.
- COP29'da 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolar yeni iklim finansmanı hedefi ve 1,3 trilyon doları harekete geçirme yol haritası üzerinde uzlaşıldı.
- Türkiye'nin COP31 Başkanlığı kapsamında İklim Uygulama Köprüsü girişimi, finansman ile mevcut sermaye arasındaki uyumsuzluğa çözüm arayarak özel sektör katılımını öne çıkarıyor.
İklim finansmanı açığı ve uygulama baskısı
Dünya'nın aktardığına göre Şimşek, son 10 yılda iklim değişikliğiyle mücadele tartışmalarının büyük ölçüde hedefler ve taahhütler etrafında şekillendiğini, artık asıl meselenin bu planların gerekli hız ve ölçekte hayata geçirilmesi olduğunu belirtiyor. İklim eyleminin ekonomik gerekçesinin açık olduğunu vurgulayan Şimşek, harekete geçmemenin maliyetinin iklim felaketini önleme maliyetinden çok daha yüksek olduğunu, bu nedenle iklim politikasının büyüme, istikrar ve refahın korunmasıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu söylüyor.Şimşek, Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerine ulaşabilmeleri için 2030'a kadar yılda yaklaşık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyduğunu, buna karşın mevcut akışların yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde kaldığını ifade ediyor. Finansman açığının sermaye yokluğundan değil, mevcut sermayenin büyük ölçekli ve yatırım yapılabilir iklim projelerine yönlendirilememesinden kaynaklandığını söyleyen Şimşek, küresel finans sisteminde daha sade, hızlı ve etkili bir iklim finansmanı mimarisi gerektiğini belirtiyor.
Şimşek'e göre iklim riski artık geleceğe ait bir senaryo değil, bugünün ekonomik riski haline geliyor. İklim kaynaklı kayıpların dünyada yalnızca yaklaşık dörtte birinin sigortalanabildiğini hatırlatan Şimşek, geri kalan yükün hanehalkı, şirketler ve kamuya kaldığını, bunun da zaman içinde ülke riski ve finansal istikrarsızlık baskısını artırma potansiyeli taşıdığını ifade ediyor.
Şimşek ayrıca COP29'da ülkelerin 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolarlık yeni iklim finansmanı hedefinde uzlaştığını ve 1,3 trilyon doları harekete geçirmek için bir yol haritası oluşturduğunu anımsatıyor. Geçen yıl Belem'de düzenlenen COP30'da ise liderlerin iklim değişikliğine uyum finansmanını 2035'e kadar üç katına çıkarma konusunda anlaşmaya vardığını söylüyor.
COP31 öncelikleri ve özel sektör çağrısı
Türkiye'nin bu yılki COP31 Başkanlığı kapsamında uygulama tarafına katkı sunmayı hedeflediğini belirten Şimşek, İklim Uygulama Köprüsü girişiminin finansman ihtiyacı ile mevcut sermaye arasındaki uyumsuzluğa çözüm üretmeyi amaçladığını ifade ediyor. Girişimin yeni bir fon ya da yeni bir finansal kurum olmadığını söyleyen Şimşek, bunun hükümetleri, kalkınma ortaklarını, finans kurumlarını ve yatırımcıları proje geliştirmeden finansmana ve uygulamaya kadar daha hızlı bir süreçte buluşturmayı hedefleyen pratik bir yapı olduğunu vurguluyor.Şimşek, özel sektörün bu girişimin şekillendirilmesi ve desteklenmesinde aktif rol üstlenmesini beklediklerini, kalıcı sonuçların özel sektör katılımı olmadan sağlanamayacağını belirtiyor. COP31 gündeminde elektrifikasyonun öne çıktığını söyleyen Şimşek, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035'e kadar yaklaşık yüzde 20 seviyesinden yüzde 35'e çıkarılması hedefiyle küresel bir tartışma başlatıldığını ifade ediyor.
Atık yönetimi, şehirler, okyanuslar ve gençlerin sürece katılımı da Türkiye'nin öncelikleri arasında yer alıyor. Şimşek, bu alanların yatırım, inovasyon ve ortaklık açısından önemli fırsatlar sunduğunu, bu hafta TOBB'un özel sektör temsilcisi olarak görev aldığı COP31 İş Dünyası Forumu'nun başlatıldığını ve forumun New York İklim Haftası sırasında, ardından da kasım ayında Antalya'daki COP31 kapsamında yeniden toplanacağını söylüyor.
Şimşek, ayrıca İstanbul'un eylülde İklim Finansmanı Haftası'na ev sahipliği yapacağını belirtiyor. Dünyada eksik olan unsurun taahhüt değil uygulama olduğunu vurgulayan Şimşek, iş dünyasını Türkiye'nin önceliklerine katkı sunmaya, fikir ve uzmanlık paylaşmaya ve kasımda Antalya'daki toplantılara katılmaya davet ediyor.
Daha önce yayımladığımız yazıda, Türkiye’nin COP31 hazırlıklarıyla bağlantılı olarak 2035 enerji dönüşümü yol haritasını ve bunun için öngörülen yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım ihtiyacını ele almıştık. Yenilenebilir payının artırılması, en az 20 GW nükleer kapasite hedefi, şebeke yatırımları ve yüzde 35 elektrifikasyon hedefiyle enerji arz güvenliği ile 2053 Net Sıfır vizyonunun nasıl birlikte konumlandırıldığına dikkat çekmiştik.
En Son Turkey Haberleri
- Forex
- Crypto