Türkiye imalatçılar için kurumlar vergisini yüzde 12,5'e indiriyor
Türkiye, imalat sanayine yönelik vergi yükünü azaltacak yeni bir düzenlemeyi bayramdan önce hayata geçirmeyi hedefliyor. Düzenleme, tüm imalatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 14'ten yüzde 12,5'e çekilmesini öngörürken, ekonomi yönetimi bunu yatırım ortamını güçlendirme ve sermaye girişini kolaylaştırma adımı olarak sunuyor.
Öne Çıkanlar
- Türkiye, Meclis kararıyla imalatçılar için kurumlar vergisini tek oranla yüzde 12,5 olarak belirlediğini açıkladı.
- İslami finans varlıkları Türkiye'de 2024'te 6 trilyon dolara yükseldi; ülke, 127 milyar dolarlık varlıkla dünyada 9’uncu sırada yer aldı.
- TCMB Başkanı Fatih Karahan, bankacılık sektörünün dış borç yükümlülüğünün 184 milyar dolar, katılım finans kuruluşlarının payının ise 8 milyar dolar olduğunu belirtti.
Vergi indirimi ve katılım finans gündemi
Dunya'nın aktardığına göre, Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi'nde yapılan açıklamalara göre, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kurumlar vergisinde tek ve daha istikrarlı bir oran benimsenerek tüm imalatçılar için oranın yüzde 12,5 olarak belirlendiğini söyledi.
Yılmaz, teklifin ilk aşamada ihracatçı imalatçılar için yüzde 9, tüm imalatçılar için yüzde 14 olarak şekillendiğini, ancak Meclis'in takdiriyle yüzde 12,5 seviyesinde ortak bir oran oluşturulduğunu belirtti. Yeni çerçevenin yalnızca vergi indirimiyle sınırlı kalmadığını, dışarıdan gelen sermayenin ülkeye daha kolay kazandırılması ve bürokratik işlemlerin sadeleştirilmesi hedefleriyle desteklendiğini ifade etti.
Finansal kapsayıcılığın sınırlı olduğu bir yapının adil olmayacağını vurgulayan Yılmaz, reel sektör ile finansal kesimin birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu söyledi. Varlığa dayalı finansal sistemlerin giderek güç kazandığını belirten Yılmaz, İslami finans varlıklarının 2018'de 2,5 trilyon dolardan 2024'te 6 trilyon dolara yükseldiğini, 2029'da ise 9,7 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini aktardı.
Türkiye'nin İslami finans gelişim endeksinde 2012'de 82 ülke arasında 23'üncü sıradayken 2025'te 140 ülke arasında 10'uncu sıraya çıktığını söyleyen Yılmaz, ülkenin yaklaşık 127 milyar dolarlık İslami finans varlığıyla dünyada 9'uncu sırada yer aldığını kaydetti. Türkiye'de 2026 Mart itibarıyla üçü dijital finans kuruluşu olmak üzere 10 katılım finans kuruluşunun faaliyet gösterdiğini ve aktif büyüklüğün 4,7 trilyon TL'ye ulaştığını da ekledi.
Türkiye Katılım Bankaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben de sektörde izin alan yeni oyuncuyla birlikte katılım bankası sayısının 11'e çıktığını söyledi. Akben, katılım bankalarının net dönem kârının 2025 sonunda 86 milyar liraya ulaştığını, 2026 Mart sonu itibarıyla aktif büyüklüğün 4,7 trilyon lira, kullandırılan fonların 2,3 trilyon lira, toplanan fonların 3,1 trilyon lira ve öz kaynakların 334 milyar lira seviyesine yükseldiğini belirtti.
Ekonomi programı ve sektör etkileri
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, imalatçılar için yüzde 12,5 kurumlar vergisinin mali bir yük oluşturduğunu ancak kamu maliyesinde bu alanın bulunduğunu söyledi. Şimşek, büyük bir küresel şokla karşı karşıya olunduğunu, buna rağmen ekonomi programının önceliklerinde değişiklik öngörmediklerini ve programı ana rayında tutmak için gerekli adımları atmaya devam ettiklerini vurguladı.Bu yıl enflasyon, cari açık, bütçe açığı ve büyüme hedefleriyle gerçekleşmeler arasında farklar oluşmasının yüksek olasılık taşıdığını belirten Şimşek, buna karşın oluşturulan tamponlar sayesinde şokun yönetilebilir olduğunu ifade etti. Geçen yıl bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9 seviyesinde kaldığını, benzer ülkelerde bu oranın yaklaşık yüzde 6 olduğunu söyleyen Şimşek, kamuda tasarruf adımlarıyla bütçe içindeki payın yüzde 4,6'dan yüzde 3 civarına gerilediğini dile getirdi.
Şimşek ayrıca programın yükünün dar gelirli kesimlere yüklendiği eleştirilerine karşı, iş gücünün milli gelirden aldığı payın yüzde 31'den yüzde 37'ye çıktığını söyledi. Bu vurgu, ekonomi yönetiminin dezenflasyon ve mali disiplin programını sosyal denge açısından da savunduğunu gösteriyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise son dönemdeki gelişmelerin enflasyon ve dış denge görünümü üzerinde hissedildiğini belirtti. Karahan, Türkiye'nin büyüme potansiyelinin yüksek, borçluluk düzeyinin düşük ve makro finansal istikrarın iyileştiğini ifade ederek, katılım finansın finansal derinleşme ve daha geniş kesimlere erişim açısından kritik önem taşıdığını söyledi.
Enerji fiyatlarındaki hareketlerin nisan ayında enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığını kaydeden Karahan, sıkı para politikasıyla son dönemde enflasyonda görülen bozulmanın orta vadeli görünümü bozmasına izin vermeyeceklerini ifade etti. Karahan, bankacılık sektörünün dış borç yükümlülüklerinin 184 milyar dolara ulaştığını, bunun 8 milyar dolarlık bölümünün katılım finans kuruluşlarına ait olduğunu da aktardı.
Katılım finansın İstanbul Finans Merkezi üzerinden büyütülmesi ve reel ekonomiyle daha güçlü bağ kurması hedefini daha önce ele almıştık. Bu çerçevede, 2026 Mart itibarıyla sektörün aktif büyüklüğünün 4,7 trilyon TL’ye ulaştığı, katılım finansın toplam finansal sistem içindeki payının artarken sukuk/kira sertifikaları ve katılım endeksi gibi araçlarla ürün çeşitliliğinin derinleştiği vurgulanıyordu.
En Son Government Haberleri
- Forex
- Crypto